Özlem

Kaygısızlıklarına, temelleri mutsuzluk ve pişmanlık olan bu dünyanın ilkelerini bilmeyişlerine kızıyordu. İnsanların umurlarinda değildi çünkü kaybedecek bir şeyleri yoktu. Bu kendi açısından anarşizm demek olurdu.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Reklam
O yalnız a kadını gizemin merkezine yerleştirme iddiasındaki Avrupa edebiyatının etkisi altında. El Kordi kadının düşünen bir varlık olduğuna inanmaya çalışıyor; onun adalet anlayışı toplumsal bir birey olarak kadınları savunmaya itiyor onu. Ama aslında inanmıyor. Kadından istediği tek şey onunla yatması. Üstelik çoğunlukla da ödeme yapmadan. Çünkü parası yok.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Bir fahişenin öldürülmesi onların gözünde iğrenç ve insanlık dışı bir eylem olduğu için değil yalnızca otariter düzenlerini bozduğu için. Her suçun cezasını bulması gerektiği kavramı can çekişen ve çürümüş bir toplumun korunmasına hizmet eden ikiyüzlü yalanlardan biriydi. Bozulmaz bir zenginlik olduğuna inandığı ve öğrettiği bu katı ahlakın, toplumun tümüne karşı tezgahlanan uğursuz bir entrika olduğu ortaya çıkmıştı; yoksulları baskı altında tutmaya yarayan bir araçtan başka bir şey değildi.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Saygıdeğer bir profesör olarak kaderi...kaygı dolu bir medeniyetin ürünüydü.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Eşyalar sefaletin gizli tohumlarını taşırdı, sefaletin ölü ve ruhsuz varlığıyla kaçınılmaz olarak melankoliye yol açan en beter halini.
Sayfa 8·Kitabı okudu
Reklam