Tarihi yapan düşünceler değil araçlardır. Ekonomik koşullar her şeyi değiştirir. Sanatı, felsefeyi, aşkı, erdem anlayışını, hatta gerçeğin kendisini bile!
Onda geleneksel anlamda saygın bir insan olabilmek için güçlü, içgüdüsel bir istek vardı; ancak toplumca kabul gören iş kollarının tümüne duyduğu nefret, onun bu isteğinden daha baskın çıkmıştı. Bu nefret belli bir kesimden gelen pek çok devrimciyle paylaştığı bir kişilik bozukluğuydu. İnsan toplumsal konumunun sağladığı fırsatlara ve olanaklara değil de, bunların karşılığında, geçerli ahlak kurallarına uymak, kendi isteklerini dizginlemek ve ağır çalışma koşullarına katlanmak biçiminde ödemek zorunda bulunduğu bedele başkaldırır.
Bunların dışında kalanların topluma başkaldırma nedeni ise, alçak ya da yüce tüm yanılgıların anası, şairlerin, reformcuların, sahtekarların, dava adamlarının ve kundakçıların sadık can yoldaşı olan kendini beğenmişliktir.