Livaneli'nin Konstantiniyye Oteli eserini 2017 yılında satın almıştım. Okuduğum her Livaneli kitabını çok beğenmeme rağmen sebebini bilmedigim bir sekilde kitabı okumayı hep ertelemistim.Bir dizinin bu kitaptan esinlenlendiğini öğrendikten sonra okumaya karar verdim. Eğer benim gibi diziden dolayı kitabı eline alan varsa şoyle bir açıklama yapayım : Şu ana kadar izlediklerinizden fazlasını bulamayacaksınız.
Kitap, yedi yıldızlı Hotel Konstanniyye'nin açılışına katılan davetlilerin tek tek hayatlarını anlatıyor. Kitapta beni etkileyen en önemli şey normal roman anlayışının dışına çıkılmasıydı. Roman kahramanlarımızdan biri olan Zehra üzerinden bağlantı kurulsa da "Bu romanın anakarakteri şudur" diyemiyorsunuz. Davete katılan herkes ; garsondan davet sahibine , dj'den güvenlik görevlisine , kat görevlisinden hırsızlık için gelen çocuğa kadar hepsi benim için anakarakterdi. "Herkes kendi hayatının başrolüdür" klişesini fazlasiyla hissettim. Üç yüze yakın davetlinin masa masa hayatına şahit olmak ... Evet , yorucuydu ama bir o kadar da ilgi çekiciydi. Istanbul'a dair bir hayranlığınız , merakınız varsa kitabı okuduktan sonra daha çok artacağına eminim.Tam bir İstanbul romanı geçmişinden bugününe.Kitabın "Edebi ve ebedi gölgelere dair" bölümünü en sevdiğim hatta iki kere okuduğum bir bölümdü. Ne güzel bir süpriz oldu o bölüm .
Okurken rahatsiz olduğum şeyler , değerlerime ters düşen tercihler, hayatlar, olaylar vardı elbette bu da bana farklı bakış açıları kazandırdı. Bir garson sadece bir garson değil , bir iş adamı sadece haberlerde gösterilen kadarı değil. Bambaşka hikayeler...
Sonuç olarak ; sıkıldığım , bu kadar bilgiye de gerek var miydi dedigim bölümler olmasına rağmen iyi ki o davete ben de katılmışım dedim.