Yılmaz, ulvi bir göreve yazıyı öğretmeye geldiği topluluğu selamlar. İlkkan karşılık verir:
- Yol çetin miydi?
- Çetin de laf mı, çok çetindi.
- Zümmerat Dağları'ndan geçerken tanrılara selam verdin mi?
- Hassiktir unuttum onu ya!
Aylağın pratik yaşama dışarıdan bakışı, yaşamın gailesine katılmayışı ... aylağın "boş zamanını" doğuracaktır. (...) Aynılaşan insanın deneyiminin duygusu altında ezilmemesi, ancak içinden geçtiği deneyimin ona -gelecekte- fayda sağlaması veya -şimdinin içinde- haz vermesi yoluyla mümkün olabilir. Aylak ise gerek entelektüel yatırımı, gerekse okuduğu romanlar yardımıyla, sıkıntı ile baş edebilen kişidir. Aylağın sıkılmamak veya güvende hissetmek için başkalarına ihtiyacı yoktur.
Dizi tarihinin en ilginç epizodlarından biri olma iddiasını taşıyan şu cümleleri duyarız: "Hünkâr, uzun bir pas. Ahlat, Battal ara pası, Derhal uzun top, Zahmet, araya giren seçmen, Mukaddes'i gördü. Körfez, bir karambol oluyor, Zindan, Kıymet, Gökmen, sert bir müdahale. Hakem faul düdüğünü çalıyor. Feryat atışı kullanıyor (...)"