“Hâşa oğul,Allah yoksa sana bu canı kim verdi,toprağa bu bereketi,suya şu akışı,çimenlere rengi,şu vızıldayan arıya uçma gücünü,insana düşünmeyi,sevmeyi kim verdi?
Bir gazeteci Akif’e sorar.
“Zevklerinizi sorabilir miyim Üstat?”
Hafifçe gülümser ve hasta hâliyle cevap verir.”Zevk mi?Benim zevklerim mi?”
Eğer sevdiğiniz eserleri okumak,hoşlandığı mevzuları yazmak için uğraşmak,nihayet düşünmek,yapayalnız,bir köşeye çekilmek,sessiz sedasız düşünmek bir zevk ise eh,benim de zevklerim var demektir.