Her ne kadar 19.yy' da yazılmış olduğunun göz önünde bulundurmaya çalışsam da kitabın bazı yerlerinde kadınları hor gören konular bulunmaktadır. Erkeklerde "akıl çokluğu" veya genel olarak kafa yordukları şeylerin daha mühim hususlar olduğuna dair dokundurmalar vardır. Kitap belli yerlerde sanki erkeklere yazılmış bir akıl ve mutluluk kılavuzu gibi hissettirse de beğendiğim yerleri mevcuttur.
Zihin dünyası zengin birinin yalnız kalınca, fikir ve hayalleriyle baş başa olunca sıkılmayacağını, entelektüel birinin yalnızlığı tercih edeceğini ve belli gruplar içine girme ihtiyacı hissetmeyeceğinden bahsetmesini oldukça haklı bulmama rağmen sosyal bir varlık olan insanın tek başına bulunduğu bir devinimin bir süre sonra kendi kendini tüketip kısır kalacağını düşünmekteyim. Entelektüel yaşamın bizi can sıkıntısının yıkıcı sonuçlarından korumasına rağmen kendisi felsefesinin ona bir şeyi getirmediğini de söylemiştir. Birçok yerde hazların peşinden koşmayı kötülemektedir. Acıdan kaçıp, hazları kovalamamaktadır. Acıdan kaçma eyleminin ise pozitif sonuçlar doğurduğunu savunmaktadır. Acıdan kaçtığı bu hayatta ise boş durulan zamanda zihinsel bir uğraş içermediği anın diri diri gömülmek olduğunu söylemektedir, haklıdır.
İnsan ilişkileri hakkındaki bazı öğütleri kaleme alışı oldukça serttir. Kendi zihnimde bu cümleleri yumuşak bir zemine oturttuğum zaman her ne kadar bazıları mantıklı gelse de başka insanlara karşı fazlasıyla iğneleyicidir.