*fazlaca spoiler içeren inceleme*
Emma sürekli elinde olmayanı, daha fazlasını isteyen bir karakter. Charles, eşi, kitapta köydeki ve o dönemdeki çoğu diğer erkek gibi betimleniyor: basit, günlerini çalışmakla geçiren, entelektüeliteden uzak bir adam. Emma'yı bazı yönleriyle kendime benzettim. Kafasında canlandırdığı modern, hatta belki biraz çağötesi, bir realitede yaşıyor ve günlük hayatının bu realiteyi karşılamaktan epey uzak olduğunu anladıktan sonra kocasına nefretle başlayan ve sonunu getirecek bir bunalıma giriyor. Emma'ya bazı noktalarda hak verilebilir ama şımarıklık, görgüsüzlük, bencillik ve hatta açgözlülük olarak tanımlanabilecek davranışları çoğunlukta.
Charles bence Emma'yı hep çok sevdi. Evlenirken Emma pek hevesliydi. Bunalımını Charles'a anlatsa en azından bir çözüm arayacağına eminim. Leon karakterine gelince, en sevdiğim karakterlerden biriydi. Fakat Leon, Emma için çok fazlaydı. Emma onu hak etmedi. Leon ona tüm sevgisini verirken Emma her zaman olduğu gibi daha fazlasını arzuladı. Ayrıca Rodolphe'un böyle bir ihanet edeceği belliydi ama Emma gibi zeki bir kadın bile aşk yüzünden o kadar kör hale gelmişti ki hiçbir şey fark etmedi. Bence Emma hakkında Rodolphe'a çekici gelen şey heyecandı, gizli olmasıydı güzelliğin, gece kaçamaklarının, elde etme çabalarının. Rodolphe hayatta heyecan veren şeyleri severler o yüzden Emma'yı elde edip kaçamaklar sıkıcı hale gelmeye ve gizli aşklarının gerçek bir ilişkiye yol alması onun hevesinin bitmesine sebep oldu. Bence ayrılırken üzülmedi bile. Zaten Emma'yla hiç ciddi bir şey düşünmemişti. Onun aksine Charles... Emma onu kafasında soktuğu kalıplara öyle bir sığdırmıştı ki sevgisini hiç görmedi. Emma hastalığından sonra "reçelli ekmek" yiyebildi diye sevinçten ağlamıştı o adam.
Yine de Leon'la romanın bir