Düşünememişim, şimdi anlıyorum. İbni sinalar farabiler haklıydı. İbrahim hakkılar feridüddin attarlar haklıydı. Ne dünyada ne ahirette senden gayrı var denebilecek yoktu. Ben yoktu sen yoktu biz yoktu yalnız sen vardın. Tüm hakikatiyle sır perdesinin ardında sen vardın. Bütün ef'al senindi bütün mefuller failler sendin. O gitmeler gelmeler yalnız senden yine sanaydı. İçi kıpır kıpır eden tüm övgüler sanaydı. İçi yakan tüm bakışlar, kurulan tüm hayaller sanaydı. Dokunmak sanaydı, görmek seni... Arzulamak sana, hissetmek sana, hissetmek sanaydı. Beğenmek seni, beğenilmek sana... Boğaza düğümlenen şarkılar gözlere dolan yaş da sendin; Ahenkle dans ettiren, eğlendiren de sendin eğlence de. Baktığımda gördüğüm de sendin bakan da, elimi açtığımda dua ettiren de sendin cevap veren de. Sen kelimesi ben kelimesinden önceydi. Hatta sen vardı sadece ben demek benlik algısına kapılmaktı ve bu yüzden erdemsizlikti belki de. Çünkü sadece sen vardın, ben kelimesi olmayan bir varlığı işareten söyleniyor ve yanılgıya sürüklüyordu. Oysa her şey sendin her şey yok hükmündeydi yalnız sen vardın. Yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım buyurmuştun. Demek dünyada yapılan her eylem sana yapıldığından yaptığımız her şey aslında ya seni tasdik edecek ya da küfran olacaktı. Tüm o sinirlenmeler sanaydı, tüm küfürler, öfkeler, hakaretler de sanaydı. Aşağılayıcı bakışlar, kibir, cimrilik güvensizlik sanaydı. Kahreden o duygular da sanaydı. Hırsız senden sana çaldı. Çaldığı sendin çalan sendin. Almak da vermek de yalnız senden yine sanaydı. O umutlar yalnız sana bağlandı, kesilen umutlar senden kesildi. Babadaki kudret, annedeki şefkat dosttaki samimiyet sendin. Sevgilideki bakış, hüzme kirpikler, arzulanan yanaklar, hatta o gülüş de sendin. Demek ayrılıklar vedalar bu yüzden zordu, senden