Duru

Görünen o ki bütün hayatı boyunca, tam olarak yanlış doğrultulara balıklama atlamıştı. Fırsat olmamasından kaynaklanmıyordu bu. Güneşin nerelerde parladığını gayet iyi biliyordu ama yine de kendisini karanlığa gömme dürtüsüyle hareket ediyordu.
Sayfa 350·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Alice, Helen’in aslında her şeyi bildiğinden şüpheleniyordu. Ayrıntıları değil, sadece genel hatları. Helen mutlaka anlamıştı çünkü daha önce hepsini yaşamış olmalıydı. Yine de burada, kendi ofisinde, avluya bakan penceresinin, maun masasının başında, kadrosunda oturuyordu. Bunun için nelerden vazgeçmişti? Helen’i hangi inanç kalıpları ayakta tutuyordu?
Sayfa 340·Kitabı okudu
“Şey, bence Budizm’deki en büyük yanılgı, karmanın günün sonunda hesaplanan dev bir bilanço gibi işlediğini sanmaları,” dedi Elspeth elini sallayarak. “Ama öyle değil; yani beş yüz iyi puan, sekiz yüz kötü puan alıp da cehennemde üç yüz puan açık veriyorsun diye bir şey yok. Bu kadar düzenli değil. Karma daha çok… Nasıl desem? Karma bir tohum gibidir. Tohumlar meyveye dönüşür. Karma da doğal bir sonuçtur. Kötülük birikir. Yaşama biçimini, dünyayı algılama şeklini etkiler. Kötü şeyler yaptığında dünyayı küçük, bencil ve zalim görürsün. Cehennemde yaşadığın şey de işte o ilk kötülüğün son dalgalanma etkisidir. Tam olarak istediğini alırsın. Ve bence cehennemin bütün amacı, sana istediğini tüm boyutlarıyla göstermektir.”
Sayfa 300·Kitabı okudu
“İşin kendisini istemelisin”, dedi Grimes. Gözleri içkiden parlıyordu ve bakışları Alice’i huzursuz edecek kadar deliciydi. Alice onunla bakışmaya devam edemedi; gözlerini kırpıştırmak ve yan yan bakmak zorunda kaldı. “Analiz etmenin zevki. Bir şeyin derinine inmeyi ve özünü ortaya çıkarmayı sevmelisin. Bu geziler ve partiler iyi, hoş ama onlardan fazla keyif alırsan seni yoldan çıkarırlar, Law. Tüm bunları aşmalısın. Gerçekle beslenmelisin, yalnızca gerçekle. Gerçek seni yiyip bitirmeli.”
Sayfa 152·Kitabı okudu
Peter‘ın bu iyimserliğine ve sarsılmaz sakinliğine hiçbir zaman anlam verememişti. Alice’in Cambridge’de tanıdığı herkes sürekli sinir krizinin eşiğindeydi. Peter hariç. Ona göre hayat, çayırlarda yapılan neşeli bir gezintiden ibaretti. En kötü haberleri bile bir göz kırpma ve omuz silkmeyle geçiştirirdi. Profesör Grimes en akıl almaz teslim tarihlerini dayatır, Peter sadece gülerdi. Acaba bu onun doğuştan beri her bakımdan şanslı olmasının sonucu muydu? Her şey hep yolunda gitmişse, kişi bir şeylerin ters gidebileceğini düşünmeyi reddediyordu. 
Sayfa 136·Kitabı okudu