Türk edebiyatının nevi şahsına münhasır, dahi kalemlerinden Yusuf Atılgan’ın Türk modernizminin zirve noktalarından biri kabul edilen kült eseri "Anayurt Oteli", insan ruhunun en karanlık dehlizlerini, yalnızlığı, yabancılaşmayı ve cinsel bunalımları edebiyatımızda eşi benzeri görülmemiş bir psikolojik derinlikle işleyen sarsıcı bir başyapıttır. Roman; taşradaki bir kasabada, eski bir konaktan dönüştürülmüş Anayurt Oteli’nin katibi olan Zebercet’in tekdüze, rutin ve dış dünyaya kapalı hayatını odağına alır. Bir gün otelde sadece bir gece kalan ve "gecikmeli Ankara treniyle" gideceğini söyleyen gizemli bir kadının ardından Zebercet’in tüm dünyası, zaman algısı ve zihinsel dengesi altüst olur. Atılgan; kadının geride bıraktığı odayı, kokuyu ve eşyaları bir saplantı haline getiren Zebercet üzerinden, bireyin toplumdan soyutlanışını ve adım adım şizofrenik bir cinnet ve intihar sarmalına sürüklenişini dâhice işler. Kitap; bilinçakışı tekniğinin muazzam kullanımı, taşra kasvetinin insanı boğan atmosferi ve Oedipus kompleksinden varoluşsal boşluğa uzanan alt metinleriyle, Türk edebiyatının en sarsıcı, en rahatsız edici ve en ölümsüz karakter çalışmalarından biridir.