Su nasıldır?
Rengi yok, şekli yok, girdiği kabın şeklini alır, karakter atmaz, “Ben oraya girmem.” demez, tepeyle karşılaşsa aşmak derdinde olmaz, usulca dininden dolaşır. Hem görünmez hem görünür. Her haliyle güzeldir; deniz iken de, akarken de, dururken de, damla iken de, ıslaklık halinde iken de, dönmüş iken de, şovu iken de, buharlaşmış iken de. Her haliyle güzeldir.
Gerçekten güzeldir. Vazgeçilmezdir. Kimse onsuz yapamaz, iyiler de kötüler de. Yumuşaktır. Ama en sert maddeden daha sağlamdır. Çelik bıçakları parçalayan garantileri, mermerleri onunla keserler. Sen ona bir şey yapamazsın. Kesemezsin, kurşunlayamaz, kıramazsın; o sana her şeyi yapabilir, varlığıyla hayattır ve yokluğuyla ölüm. Bir damlası donduğu zaman genleşecek saha bulamasa kayayı patlatır. Güzeldir evet, yani cemal sahibidir ama celal sahibidir de; coştuğu, dalgalanmaya başladığı zaman transatlantikleri yutar. İçmeyen ölür ama içine düşen de ölür. Bütün rızıklar ona bağlıdır.
Ve...
“İyi insan ‘su’ gibi olmalı” denmiştir. Yani aranmalı, özlenmeli, onsuz olunmamalı.