Zehra

Zehra
︎ 𐱅𐰇𐰼𐰰 ︎
Rönesans: Geçmişe Dönüş mü, Yeni Bir Doğuş mu?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 131. kitabı
İnsanlığın büyük ütopyasının tarih ve doğanın uzlaştırılması olduğunu söyleyen Ernst Bloch , felsefe tarihçilerinin çok yönlü yapısı sebebiyle bütünlüklü ele alamayacakları için bir kenara ittiklerini düşündüğü XVI. yüzyıl Rönesans’ı heyecan verici buluyor. Rönesans Felsefesi başlıklı kitabında Bloch; bu dönemin, insanlığın o zamana değin görmediği bir yeniden doğuşu barındırdığını, yeni insanın ve yeni toplumun burada doğduğunu belirtir. Fakat Rönesans’ın Antik Çağ’a dönüş olarak yorumlanışının bu yeniliği gölgelemekte olduğunu söylüyor, Rönesans'ın bu yönü, kitabın en dikkat çekici analizlerinden birini oluşturuyor.
Rönesans FelsefesiErnst Bloch · Cem Yayınevi · 200819 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Zehra

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.··
2026 131. kitabı
Ernst Bloch
9/10 · 19 okunma
Derviş Mehmed paşa ve Nasuh paşa gibi, cesur, yiğit, mert ve bahadır nice sâdık vezirleri, bâzı garaz sahipleri, birçok iftiralar ederek Allah korusun "Yüce salta­nata suikastı vardır" diye padişahın gazabına uğrat­tılar. Onlardan sonra gelen vezirler, mecburen iç halkına5 uyup, havalarına göre hareket edip, her ne isteseler red etmez oldular. Onlar da pek çok işlere karışmağa başlayıp, kan bahasına nice yüz yıl ev­vel fetholunmuş köyleri, tarlaları birer yolunu bu­lup, kimini paşmaklık ve kimini arpalık, kimini mülk olarak verdirib, kendileri tamamen doyduktan sonra her biri adamlarına nice tımar ve zeâmetler verdirip, kılıç erbabının dirliklerini kestiler. Devlet hâzinesini ziyana uğratıp, âlemi bu hale getirdiler.
Alıntı
Evvelce Şeyhülislâm olan kimseler olgunluk ve fazilet kaynağı oldukdan başka çekinmeden hakika­ti söyleyen kimseler olup, âlemin sığınağı pâdişâh hazretlerine her vakit güzel nasihatlerden geri kal­mazlardı. Din ve devletin düzenine çalışır olup, hal­kın ahvâli ile ilgilenirlerdi.
Alıntı
1584) târihine gelinceye kadar köyler ve tarlalar, kılıç ehli elinde ve ocak-zâdelerde olup, yabancı ve kötü asıllı kişiler girmemiş idi. Büyüklerin ve âyânın sepetine girmemişti... Boşalan tımar ve zeâmetler de eski kanun­lara aykırı olarak İstanbul tarafından verilmeğe başlandı. İleri gelenler ve vükelâ, boşalan yerleri adamlarına ve akrabalarına verip, İslâm memleket­lerinde olan tımar ve zeâmetin seçmelerini şer'i şe­rife ve yüksek kanuna aykırı olarak kimini paşmaklık yaparak, kimini pâdişâh Has'ına katarak, kimini mülk olarak, kimini vakif olarak, kimini vücudu sıhhatte olan kimselere emeklilik olarak ve­rip, bütün zeamet ve tımar, ileri gelenlerin yemliği oldu. Bu bozukluklar, devletin en şecâatli, güçlü, şan ve şevkete sebep olan askerinin harap olmasına se­bep oldu. Halbuki paralı asker, aşağı tabaka hal­kından devşirilirse hiç bir yararlığı olmaz.
Alıntı