İyimser olan öyle bir gözlemciye benzer ki pencereden bakarken ağaç, kuş, çiçek, böcekleri görür. Karamsar olan ise çöp, çamur gibi çirkin şeyleri görür. Birisi zamanını bahtiyar, diğeri hüzünlü geçirir. Hayata, olaylara, kendine, çevrene pozitif bakmayı başarır, olumlu düşünür, güzel görürsen hayatından lezzet alırsın. Beynin kendi kendini programlayan bir organdır. Kendini pozitifi görmeye göre programlarsan önüne çıkan fırsatlara farkındalık geliştirmiş olursun. Olumlu anlam bağları kurarsın ve şanslı olarak bilinenlerden olursun. Olumlu düşünmek Pollyanna’cılık değildir. Olumlu düşünmek; olumlu ve olumsuz iki yönü de görüp olumsuza karşı önlem almak, olumluyu beklemektir. Kendini kışa hazırla, yazı bekle.
Hayat bir yazılımdır, ruh bir programdır. Anlam dosyalarını okuyamazsan hayatın bir mücadeleden ibaret, varoluşun ise tesadüfî olduğunu, varlıkların yaşam mücadelesi verdiğini ve güçlü olanın ayakta kaldığını düşünürsün.
Rüzgârlar ne kadar şiddetli ise ağaçlar o kadar güçlü olur. Engeller insanı durdurmak için değil, güçlendirmek içindir. Başarı yolunda fırtınalara fırsat vermelisin.
Seni güzel ve sevimli yapan şey fiziksel görünümün değil, duyduğun özgüvendir. Cesaret tehlikeye atılmak değil, tehlike karşısında akıl ve zekâyı kullanmaktır.
Neyzen der ki: “Kalkın ey ehl-i vatan dedik kalktık, bir baktık ki kalktığımız yere başkası oturmuş.” İnsanlara güven ama kendini kullandırtma. Güven kural, güvensizlik istisna olsun.