Ben haykırışı .. Görülmek ve anlaşılmak isteyen bir ruhun trajedisi. İnsan bazen seçilmiş yalnızlığı tercih eder bu onun en doğal hakkıdır. Özellikle bu durum metropollerin rutinine dönüşmüştür ama birde istemsizce sürüklendiği yalnızlık vardır ve bu girdaba haps olunca içinde açtığı kocaman bir boşlukla yaşamak zorunda kalır .Zamanla bu yalnızlık kuyusu daha da derinleşir ve kişi kara deliğe yutulmuş gibi günden güne savrulur ve nihayetinde yok olur . Hani bir söz vardır:” yalnızlık Allah’a mahsustur” diye çok doğru 👍🏻 bazen insan milyonlarca sıfır içinde bir olamaz ama doğası gereği nefeslere ihtiyaç duyar bu ihtiyaç yaratılışın özünde kimyasında vardır. Zıtlıklarıyla , düşmalıklarıyla, polyannalarıyla , sempatik ve çeşitli insan kompozisyonlarıyla herkes şahsına münhasır bir renktir ve biz insanlardan ve kendine has renklerinden tablolarımızı resmediyoruz her gün ve buna hayat diyoruz . Saksıda çiçek sembolü gibi kurumayalım bizlerde ruhumuza bakımlar yapalım çiçeklerimize gösterdiğimiz özen gibi kendimizi de unutmayalım,güneş gibi parlayan insanlarla olalım güçlenip ışıldayalım .. Boyalarımız daima rengarenk ,renklerimiz daima gökkuşaklı olsun . 🌺 🌈 Betül Zehra ✍🏻✨🦋✨ Yazı bana aittir.
Düşünce
Seninle dertleşmeye çok ihtiyacım var Dildâde. Bir bardak çay içmeye, bunu da dert etmezsin be Zehra demene, bir esprinle güldürmene, yanında olmama çok ihtiyacım var. Dinlenmek istiyorum Dildâde, ama herkes dinleyemiyor biliyorsun. Ben sana anlatırken düşünmüyorum ki beni eleştirecek misin diye, anlattıklarımı bir başkasından duyacak mıyım diye hiç düşünmüyorum. Sen beni izle ben ağlayayım istiyorum, hıçkıra hıçkıra... İnsanlar neden böyle Dildâde? Neden insanları sadece bir başkasına anlatabilmek için dinliyorlar? Neden birinin acısı, hayalleri, sevinçleri hiç alaka olan kişilere anlatılıyor? Ah be Dildâde, ne olurdu şimdi yanımda olsaydın, konuşsaydım seninle... Yokluğun koyuyor be Dildâde... Ki sana ayrıca da kızıyorum, konuşabildiğim tek kişi olduğunu bile bile saklıyorsun kendini benden... Hıçkırıklarımı, gözyaşlarımı, üzüntülerimi, sevinçlerimi, tüm anılarımı sana saklayacağım artık... Bi Rabbim var, bi sen varsın... Anlatsam saatlerce dinlersin biliyorum, usanmadan hatta zevkle. Üzülürsem üzülürsün, sevinince benden daha çok sevinirsin bunu da biliyorum. Rızkın para olması şart değil diyorlar ya Dildâde, gerçekten de öyle. Sen benim hiçbir dünya nimetine değişmeyeceğim tek yanımsın. İyi ki varsın...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zehra...
Geçen sene Aşura gecesinde içim sıkıldığı için kendimi yollara atmıştım. Sokakta birkaç insandan başka bir şey yoktu, ellerinde Hüseyin yazan kurdelelerden, yeşilli siyahlı bayraklardan başka bir şey taşımayan insanlar... Yaşadığım şehirde mezhep çeşitliliği çok fazladır. Öyle boş boş yürürken biri seslendi "Zehra!" diye. Umursamadan yürümeye devam ettim yine bağırdı Zehra diye. Ben hayatımda bu kadar acı bir ses duymamıştım, sesin sahibini ararken bir ağacın altında adamı gördüm. Elinde dağıttı suların kolisi, öylece oturuyordu. Bizim bu bölgede erkekler genelde yaşı kendinden küçük kızlara "ana" diye seslenir. Ona baktığımı anladığında "Gel Zehra Ana" dedi. Biraz daha yaklaştım, ağlıyordu. Ayağı sakattı, yardım istedi, yardım ettim. Yanından ayrılırken yine Zehra dedi bana. Bazen kafamın içinde yine o adamın sesini duyuyorum, Zehra diye sesleniyor bana. Tırnağı dahi olamam ama bu beni çok çok etkilemişti. Niye anlattım bilmiyorum ama bu günler hepimizin içinde bir yangın gibi yanıyor diye düşünüyorum. Rabbim, Resulullah (sav)'ın ehlibeytinin sevgisiyle bizi şereflendirsin, Cennet'in kadınlarından biri olan Hz. Fatıma annemizin dizinin dibinde oturabilme şerefine nail etsin.
Zaman aldı, alışmış gibi yapmak…. Ben olup, sen ölmek… Zaman aldı, tebessüm etmek. Zehra Yaden
Şiir
kendini bulmuşsun'üzerine
bi çocukluk arkadaşım bugün bana yıllardır değişmeyen yanlarımdan bahsetti. sosyal olduğumu ama kendimi insanlara mecbur kılmadığımı,susmayı, yalnızlıktan korkmadığımı, kendimle vakit geçirmeyi, kedileri,bisikleti,karı ve kitapları hala sevdiğimi söyledi. sonra da durup şöyle dedi, 'beni bi zehra anlar diye kendimi böyle açabildiğim tek insan olabilirsin. sen kendini bulmuşsun dostum, sadece farkında değilsin'. riya olsun diye yazmıyorum gün boyu 'sen kendini bulmuşsun'cümlesi kafamda zonkladı.insan bazen en çok kendini en eski haliyle tanıyanların sözlerinden etkileniyor.çünkü kendini bulmak diyince aklımıza hep büyük dönüşümler gelmiyor mu.böyle keskin kırılmalar,uzun yolculuklar, eski benliğini geride bırakıp bambaşka biri olmak.. üstelik hayat bana bunların çoğunu da yaşattı, yaşatıyor.. ama bugün o cümle başka bir kapı araladı zihnimde.belki de kendini bulmak,yeni bir insan olmak değildir.belki mesele yılların, acıların, sevinçlerin ve değişimlerin içinden geçerken özünden olabildiğince kopmamaktır.hayat seni defalarca başka yerlere savursa da, dönüp baktığında içindeki o tanıdık sesi yine de duyabilmektir.blki de kendini bulmak,kendini değiştirmekten çok kendini kaybetmemeyi öğrenmeye çalışmaktır. belki de................
Seviyorum ama kırgınlığım daha ağır basıyor. Zehra Yaden
Şiir