Az söylemenin çok anlaşılmaya dönüşmediğini görüp çok söylemeye çalışıyoruz. Dinleyip öğrenmekten çok konuşmaya odaklanıyoruz. Halbuki doğru olan konuşmamaktır bazen..
Ceza çocuklar için çok aşağılayıcıdır. Onların duygularını incitir, öfkelendirir ve direnme ve geriçekilme davranışlarını teşvik eder. Sert yöntemler işbirliği mesajlarının algılanmasını engeller.
Amirinizin sizi iş arkadaşlarınızın önünde eleştirerek ve küçük dü şürerek daha iyi çalışmaya yöneltme çabasında olduğunu düşünün. Tepkiniz "Çok teşekkür ederim. Buna ihtiyacım vardı. Ne demek is tediğini anlıyorum ve bundan sonra daha iyi işler yapacağım" şeklinde mi olurdu? Herhalde değil. Bu kişiyle işbirliği yapmaya istekli olur muydunuz? Sanırım yine hayır.
Çocuklar bizim "anababa" olmamıza ihtiyaç duyarlar, yani bizim sınırlamalar belirlemede kararlı olmamızı ve güvenecekleri bu sınırları onlara sağlamamızı beklerler. Güven ve devamlılık duyguları buna bağlıdır. Sınırlar güven verir. Saygılı sınırların belirlenmesi çocuklara güçlü sinyaller iletir: Ben senin anababanım. Güçlü ve kapasite sahibiyim. Seni doğru yola yönlendireceğim konusunda bana güvenebilirsin.
Babam, devasa adımlar atarak yürüyen, ona yetişmek için kardeşimle arkasından koşmak zorunda kaldığımız adam.
İşte bunun için hastalığı asla affetmeyeceğim, diye tekrar edip duruyorum içimden, onu asla affetmeyeceğim. Bir insanın canını onu aşağılamadan da alabilirsin.