Gaustin’i ben mi uydurdum, o mu beni uydurdu - artık hatırlamıyorum. Böyle bir geçmiş kliniği var mıydı, yoksa sadece bir fikir miydi, defterdeki bir not, tesadüfen elime geçen bir gazete parçası mıydı? Ve tüm bu geçmiş akını çoktan oldu mu, yoksa yarından itibaren mi başlayacak…
Olmadığım onca yer. Napoli’de yokum, Tanca’da, Coimbra’da, Lizbon’da, New york’ta, Yambol’da ve İstanbul’da. Sadece yok değilim, acı verecek derecede yokum. Yağmurlu bir öğle sonrasında Londra’da yokum, Madrid’in akşam hengamesinde yokum, sonbaharda Brooklyn’de yokum, Sofya ve Toronto‘nun pazar günlerindeki ıssız sokaklarında yokum, 1978’de bir Bulgar kasabasının sessizliğinde…
O kadar yokum ki… Dünya yokluğumla dolup taşıyor. Ben nerede yoksam, hayat orada. Nerede olursam olayım…