Katıksız karanlığın içinde, kesintisiz sessizliğin ortasında öylece dururken, “Gecenin zifirinde müthiş bir büyü, sessizliğinde şahane bir huzur var,” dedi kendi kendine.
Ciğerlerine çektiği dumanı üflemek üzere başını kaldırdığında onunla karşılaştı. Bulutsuz gökyüzünün lacivertimsi karanlığında asılı duruyor; güneşten aldığı ışığı, dört buçuk milyar yıldır peşinde olduğu dünyaya cömertçe dağıtıyordu. Öyle duru ve parlaktı ki etrafında var olmaya çabalayan yıldızları silikleştiriyordu adeta. Bu hâliyle insan evladının güzele olan tutkusunu, ona ulaşmak için sahip olduğu tekinsiz arzuyu ve gösterdiği amansız çabayı haklı çıkartıyordu neredeyse.
“Hayatta yanlış yollara bazen kendi isteğimizle, bazense başkalarının itelemesiyle gireriz. Sen, sen ol, artık ‘Neden?’ diye soramayacağın kimseyi kalbinde mahkûm etme, olur mu?”