Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının öncülerinden olan toplumcu gerçekçi yazar Sabahattin Ali, roman, şiir, eleştiri gibi birçok türde eser vermiş olsa da öyküleriyle ön plana çıkmaktadır. Sanatında önemli yere sahip altmışı aşkın öyküsü kitaplaşmıştır. Ses eseri de bu kitaplardan biridir. İçinde “Ses, Köpek, Sıcak Su, Mehtaplı Bir Gece, Köstence Güzellik Kraliçesi” olmak üzere beş öyküyü barındıran Ses, tüm öyküleriyle içimizde derin bir etki bırakan bir kitaptır.
Kitap içerisinde yalnızlık, içe dönüş, kasaba ve köy hayatının durağanlığı ve yükü, imkânsız aşklar, sınıf farklılıkları, geçim sıkıntıları gibi konular yer alıyor. Sabahattin Ali, bu konuları işlerken karakterlerin iç dünyasını ve duygu durumunu betimlemeler ve hâkim bakış açısı tekniğini kullanarak anlatıyor. Karakterlerin iç dünyasını görmek, öykülerin kısalığına rağmen onlarla bağ kurmamızı ve öyküyü içselleştirmemizi sağlıyor. Bu şekilde hem Anadolu kültürünün hem de orada yaşayan insanların hepimizden bir parça taşıdığını görebiliyoruz. Bu açıdan da kitap, hem kültürümüzün hem de insanımızın bir yansımasıdır demek yanlış olmaz.
Ayrıca kitapta şehir ve köy insanının çatışmalarını da görüyoruz. Birbirlerini anlamakta zorlanmaları, şehir insanının acımasızlığı ve hayatın gerçeklerine olan yabancılığı, köy insanının kararsızlığı ve şehre dair çekinceleri, yazar tarafından yalın ama derin bir dille anlatılıyor. Bununla beraber köy insanlarının birbirlerine hatta hayvanlarına olan bağı okuyucuyu etkilerken şehir insanının soğukluğu ve acımasızlığı derinden sarsıyor. Kitapta hissedilen duygular, dilinin akıcılığı ve etkileyiciliğinin de bir kanıtı niteliğindedir. Hayatın acımasızlığını ve imkânsız aşkları cesur bir dille ifade eden bu hikâyeler, birçok insanın yüreğine dokunurken edebi bir haz da