“Hüseyin’i anlıyordum artık, birkaç ay önce Mardin’de duyduğum davranışlarına şaşırdığım çocukluk arkadaşımı anlıyordum hatta yavaş yavaş Hüseyinleşiyordum. Aklı batıda, kalbi doğuda yaşama şizofrenisinin parçaladığı ruhların bunalımını, özgüven eksikliğini, yabancı sözcüklerle, yabancı tüketim mallarıyla örtmeye çalıştıkları tedirgin kişiliklerini, olduğundan farklı görünme çabalarını sanki gözlerim birdenbire açılmışçasına göstermişti Hüseyin bana.”