Çünkü gençleri sevmek, yaşamı sevmek, yaşamı diri, genç tutmak, eskiyen olgulardan sıyrılmak demek değil miydi. İnsan kendini yaşamın her döneminde, hem genç, hem çocuk, hem yetişkin, hem yaşlı algılamıyor muydu. Her duygunun ayrı bir anlamı, ayrı bir bütünlüğü yok muydu.
İçi boşalmış, aniden üzerine bir uyuşukluk gelmişti Nurhayat'ın, çocuğun gözden kaybolmasıyla birlikte sanki hayatında sorun yaratan bir durum çözülmüş, ama ardında hüzünlü bir iz bırakmıştı, asıl önemlisi bir hikâye bırakmıştı, belki başlamamış ama hayatındaki noksanlığı derinden hissettirmiş bir hikâye.....