... Ve kendisi için ağladı. Çünkü her an o da ölebilirdi. Boynuna ilmik geçirilmiş gibi, dehşet içinde, hızlı nefesler almaya başladı. Ölmek istemiyordu! Dudaklarından dökülecek son kelimeleri tekrarlayacak onu tam kuşların olduğu arazide ölmek istemiyordu! Öyle bir anda insan kim bilir nasıl delice şeyler söylerdi? Ölüp gidecek, zevzek kuşları son sözlerini tekrar edecek ve alaycı kuşlar bunu bir ölüm şarkısına dönüştürecekti!
Savaş dönemi ve sonraki on yıl boyunca, Snow ailesi varlıklarının büyük kısmını satmak ya da takas etmek zorunda kaldıklarından, bütünüyle boşalan odaların bazıları kapatılmış, diğer odalardaysa çok az mobilya kalmıştı. Daha da kötüsü, kuşatmanın son kışının en soğuk günlerinde donarak ölmemek için, zarif, oyma mobilyalardan bazılarıyla kütüphanelerindeki sayısız kitabı şömine de yakmak zorunda kalmışlardı. Annesi ile birlikte baktıkları resimli kitapların rengarenk sayfalarının küle dönüşmesini izlemek her seferinde Coriolanus'u gözyaşlarına boğmuştu. Ama insan ölü olmaktansa üzgün olmayı yeğlerdi.