Akşamları odasında Mevlâna, Mütenebbi’nin Divanı’nı elinden düşürmüyordu.
- ‘Şu Mütenebbi’nin kitabını okuma, ne buluyorsun bu kuru şiirlerde,’ dedim. Umursamadı. Ertesi akşam aynı kitabı eline almıştı. Gözümün ucuyla baktım. Bakıştık. Suratımı ekşittim. Divan’ı bıraktı minderin üzerine ve hanımının yanına yatmaya gitti. O gecenin sabahında kan ter içinde odama geldi:
- Kalk namaza geçeceğiz.
- Daha ezan okunmadı.
- Sabah namazı değil.
- Ya ne namazı kılacaksın?
- Korku namazı.
- Ne oldu da?
- Rüyamda Mütenebbi’nin kulağından tutarak yanıma getiriyorsun, ‘Bu adamın sözlerini mi okuyorsun?’ diye bağırıyorsun. Zavallı Mütenebbi ‘Beni bu Şems’ten kurtar, artık kitabımı karıştırma.’ diye titriyordu.
- Güldüm. ‘Eh ben seni uyarmıştım illa rüya aleminden tembih mi gelmesi lazımdı?’
#Şems