Alaycı Kuş. Uzun süredir merak ettiğim ancak bir türlü okumaya fırsat bulamadığım bir kitaptı. Türü Bilimkurgu. Klasiklerden birisi olan bu kitabı ben çok sevdim. Kitap bana göre geleceğin bir yansıması…
İnsanların kendi ürettikleri robotların eline yavaş yavaş tüm yönetimi bıraktığı bir dünya düşünün. Robotlar işlevselliğine göre numaralandırılmış ve en zeki robot ise dokuzuncu yapım bir robot. Ancak bu son robot üretilirken bir hata yapılıyor. Hissedebilen, duyguları olan bir robot yapılıyor. İnsanların kıskançlıkla, kinle ve fesatla neler yapabildiğini düşünürsek çok zeki bir robota duygusallık eklemek mi? Müthiş.
Öyle bir dönem düşünün ki insanlar ‘okumayı’ bilmiyor, üretim yok, dünya artık durmuş. Çünkü insanlar sürekli uyuşturucu kullanarak beyinlerini uyuşturuyor, orada burada üç insan toplanıp kendilerini yakarak toplu olarak intihar ediyor. Delilik her yanı sarmış ancak kimse bu deliliğin farkında değil. Çünkü farkına varamayacak kadar uyuşmuşlar.
İşgüçlerinin çoğunu zeki olmayan düşük dereceli robotlar üstleniyor. İnsanlara gerek kalmamış. Ancak bu robotlar düşük dereceli. Kitabın çoğu kısmında okurken insanlardan alınıp robotlara verilen bu işlerin nasıl küçük basit hatalarla durma noktasına geldiğini görüyoruz. Çünkü oluşabilecek farklı sorunları çözme yetisi olmayan robotlar bunlar. Bu kısımları okurken günümüzde herkesin evinde olan robot süpürgeler geldi aklıma. Hani şu isim verilerek insanlaştırılan ancak bir engele takıldığı zaman çalışmayı durduran ya da aynı yerde kendi kendine dönen robot süpürgeler. Kitaptaki gelecekten fazla uzak değiliz sanki!
Kitap, robotların tüm dünyayı yönettiği, insanların ‘okumak’ kelimesinin anlamını bilmediği, çocukların ‘doğmadığı’, insanların uyuşturucu kullanarak rutin bir şekilde beynini uyuşturduğu bir dönemde