Yahya Kemal, ilk defa Milletvekili olarak Ankara'ya geldiği gün, oturduğu hanın penceresinden havada uçuşan leyleklere melul melul bakarak:
''Hey mübarek kuşlar, dermiş; biz buraya milletin emriyle gelmiş bulunuyoruz. Ya siz ne halt ettiniz de dünyanın nice güzelim yerleri dururken şu çölün üstüne üşüştünüz?"
Berlin'e geldiğim ilk günden beri herhangi bir sevinç alametine, herhangi bir güler yüze rastgelmedim. Ezilmiş, bitmiş Hollanda'da bile buradan ziyade canlılık ve yaşamak şevki vardı.
Bu kitabı diğer kitaplarından daha başarısız buldum ne yazık ki. Çok fazla mantık hatası vardı.
SPOİLER
Özellikle sonunda cinayetin gömü yeri dedektife anlatıldığı halde, orada olay yeri inceleme yapılmamasına çok şaşırdım. Gitseler başka bir sürprizle karşılacaklardı oysa ki. Bu mantıksız bitişi Freidaya yakıştıramadım.
Kitap akıcı fakat okunması zordu. Beni tek düşündüren acaba ben de depresyonda mıyım sorusuydu. Bana hitap etmedi diyebilirim. Yazar çirkin olduğundan o kadar çok bahsetti ki, Google'da resmini arattım. Oysa ne kadar güzel bir kadınla karşılaştım :( Keşke kendisine bu kadar sert davranmasaydı ama depresyon belki de gerçeklik algımızı bozuyordur.