A.

A.
@zemnod_A_
Kim ne derse desin ya da ne yaparsa yapsın, ben rengini yitirmeyen bir zümrüt olacağım.
TDS♡
Önlisans
Ankara☆
Hatay♡
247 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
( Derviş hırkasını Ah’lar Ağacı’na asan Didem Madak’a ve asılmaktan hazzetmeyen kadınlara... ) İlk kez tesadüf ettiğimde aşka, Yakası dantelli, kırık beyaz bir bluz vardı üstünde Camelia. Mor tarlalarda debelenirdim o vakitlerde, Cesaretim esaretime galebe çalamazdı. Çalamamıştım cennetten kopmuş kapıyı, Yüksündüğümden değildi vurdumduymazlığım, Vursam çenene şiirlerimi, duymayacağından korkardım. Aylak aylak dolaşırdım sahil kenarlarında, Yatsı namazının ahirinde saçlarını okşayacağım çocuklar arardım. İlk kez tesadüf ettiğimde aşka, Göğsünde kurşun geçirmez bir zırh vardı: Kitabın… İnce parmaklarında büyüyordu 'Ah'lar Ağacı!' Anlamıştım, Dank etmişti kafama. Senin de ah'ların vardı. Senin de anlatamadıkların; bulutlara, kuşlara ve Allah’a… İnsanlara zaten hiçbir şeyi anlatamazdın, Anlatmamalıydın! Ama sen çene çalsan, Ben Beethoven piyano çalıyormuş gibi dinlerdim, Ah’ların saplanırdı içime, İçimden inlerdim. Sokulacak olurdum göğsüne, annemin kurabiyelerinden atıştırıp, Direnirdim korkaklığıma,
A. isimli okura yanıt verildi
A.
İlayda köysüz ağzının hokkabazlığı😅😅
Reklam
( Derviş hırkasını Ah’lar Ağacı’na asan Didem Madak’a ve asılmaktan hazzetmeyen kadınlara... ) İlk kez tesadüf ettiğimde aşka, Yakası dantelli, kırık beyaz bir bluz vardı üstünde Camelia. Mor tarlalarda debelenirdim o vakitlerde, Cesaretim esaretime galebe çalamazdı. Çalamamıştım cennetten kopmuş kapıyı, Yüksündüğümden değildi vurdumduymazlığım, Vursam çenene şiirlerimi, duymayacağından korkardım. Aylak aylak dolaşırdım sahil kenarlarında, Yatsı namazının ahirinde saçlarını okşayacağım çocuklar arardım. İlk kez tesadüf ettiğimde aşka, Göğsünde kurşun geçirmez bir zırh vardı: Kitabın… İnce parmaklarında büyüyordu 'Ah'lar Ağacı!' Anlamıştım, Dank etmişti kafama. Senin de ah'ların vardı. Senin de anlatamadıkların; bulutlara, kuşlara ve Allah’a… İnsanlara zaten hiçbir şeyi anlatamazdın, Anlatmamalıydın! Ama sen çene çalsan, Ben Beethoven piyano çalıyormuş gibi dinlerdim, Ah’ların saplanırdı içime, İçimden inlerdim. Sokulacak olurdum göğsüne, annemin kurabiyelerinden atıştırıp, Direnirdim korkaklığıma,
A. isimli okura yanıt verildi
A.
Beğenmek zorunda mıyım? Hicap nedir sizden mi öğreneceğim. Kişinin kırıldığı kanaatine nereden vardınız. Övmek zorunda mıyım? İster okur tamamlarım ister yarıda bırakırım size mi danışacağım? Kendiniz bir sürü laf sayarak bana karşı hadsizlikte bulunmakta hicap etmemişsiniz ama elit elit yazarak😄
( Derviş hırkasını Ah’lar Ağacı’na asan Didem Madak’a ve asılmaktan hazzetmeyen kadınlara... ) İlk kez tesadüf ettiğimde aşka, Yakası dantelli, kırık beyaz bir bluz vardı üstünde Camelia. Mor tarlalarda debelenirdim o vakitlerde, Cesaretim esaretime galebe çalamazdı. Çalamamıştım cennetten kopmuş kapıyı, Yüksündüğümden değildi vurdumduymazlığım, Vursam çenene şiirlerimi, duymayacağından korkardım. Aylak aylak dolaşırdım sahil kenarlarında, Yatsı namazının ahirinde saçlarını okşayacağım çocuklar arardım. İlk kez tesadüf ettiğimde aşka, Göğsünde kurşun geçirmez bir zırh vardı: Kitabın… İnce parmaklarında büyüyordu 'Ah'lar Ağacı!' Anlamıştım, Dank etmişti kafama. Senin de ah'ların vardı. Senin de anlatamadıkların; bulutlara, kuşlara ve Allah’a… İnsanlara zaten hiçbir şeyi anlatamazdın, Anlatmamalıydın! Ama sen çene çalsan, Ben Beethoven piyano çalıyormuş gibi dinlerdim, Ah’ların saplanırdı içime, İçimden inlerdim. Sokulacak olurdum göğsüne, annemin kurabiyelerinden atıştırıp, Direnirdim korkaklığıma,
A.
"Böğürürdü böğürtlenlere" mii kafiye uyumu olsun diye bu köy ağzına gerek var mıydı bilemedim. Kötü bir Didem Madak taklidi, atıf desenizde. Çok fazla karışık konudan konuya atlanmış geçişler alakasız derecede sert. Okurken yoruldum. Elinize sağlık.
8/10
·400 syf.··
2026 1. kitabı
Orhan Kemal’in yazarken, benimse okurken ağladığım bir kitap. EL KIZI ! Başına gelen ve gelmesi muhtemel bütün olayları sessizliğiyle, başı öne eğikliğiyle kabul eden ve edecek olan bir ana karakter. Eşi Mazhar’dan yediği tokatlar, kaynanası Hacer’den işittiği ağır laflar yetmezmiş gibi bir de hayatın sillesini yiyen namı diğer “El Kızı” Nazan! “Hayat, gerçekten de akıp giden bir su… Bizler de o suyun içinde suyun istediği tarafa gitmeye mecbur odun parçaları.” Annesinin dolduruşuna gelen, eşinde aradığını bulamayan, erkek olmakla adam olmayı çoğu zaman ayırt edemeyen, çözümü şiddette arayan bir eş, bir karakter Mazhar! “Bütün gün mutfaktan çıkmaz, boş zamanlarında ya tahta siler, ya çamaşır yıkar yahut da sökük diker, yama yamalardı. O hizmetçi değil, hayat arkadaşı almıştı kendine. Neşeli, cıvıl cıvıl, ateşli bir hayat arkadaşı…” Ve bütün bunlara ek dişli, tuttuğunu koparan, oğlunu yere göğe sığdıramazken gelinine hiçbir şeyi hak görmeyen bir karakter, Kaynana Hacer! “Bu oğlanı karnında dokuz ay taşıyıp sonra da bin zahmetle doğuran, kahrını çeken, yetişip bu boya gelinceye kadar saçını süpürge eden kendisiydi, öteki değil. Öteki neydi ki? Soyu sopu belirsiz, alelade bir kız, bir kadın.” Ve bütün bu hikayenin en masumu küçücük yaşta annesinden koparılan bir çocuk. Haldun! Yeni evlendiğim bir süreçte okuduğum için belki de çokça düşündüğüm, fazlasıyla etkilendiğim ve şükürler ettiğim bir kitap. Hepimiz birer “El Kızı” değil miyiz ?
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
A.
Keşke Nazan sınırlarını çizebilseydi kendini koruyabilseydi. Öte taraftan Neriman karakterinin bunu nasıl başardığını da gördük. Bu kitaptan anladığım en önemli şey kişilik haklarını belirlemek ve bu sınırı kimsenin aşmasına izin vermemek. Nazan'ın hikayesine bende ağladım😪 Yatacak yerleri yok Hacer ile Mazhar'ın!