“Özgür – bilmiyorum galiba çok sevmekten korkuyorum dünya çok güzel bir yer lan âşık oluyoruz dağa, taşa, tanrıyai bir kadına, sevişiyoruz sadece bedenimizle değil tüm benliğimizle sonra çocuğumuz oluyor o çocuğa yemek almak için bez almak için bir işe gidiyoruz en temel ihtiyaçlarını almak için çalışmaya başlıyoruz ama musluğun başını tutanlar bizim anamıza sövüyor salak diyor sanki hayatında hiç sevgi görmemiş gibi bağırıyor. Olum nasıl korkmayım canlılara eziyet edip keyifle izleyen insanlar var horoz dövüşüne bahis alıp keyifle izliyor insanlar hem de zamanlarını satıp aldıkları o parayla. At yarışları televizyonda kanal değiştirirken karşımıza çıkıyor genel izleyici spor olarak gösteriliyor bu nasıl bir türcülük nerde yaşıyoruz biz. Güzel kadınlara topuklu ayakkabı giydirip feminizim savunduruyorlar ayakta durmakta zorlanan bir kadın güçlü bir sesle kedi ayaklarımızın üzerinde duruyoruz diye bağırıyor telefonun kamerasına bunu hangi feminist yapar bu nasıl bir dünya camilerde yoga yapamıyoruz kiliselerde namaz kılamıyoruz niye ibadethane insanların ibadet etmesini istemiyorlar bizi neden ayırmaya çalışıyorlar Birileri sarık takıyor, haç kolyesi takıyor kendine din adamı diyor çevresinde binlerce insanı köleleştiriyor birileri ellerinde silahlarla dağda bekliyor sebep ne peki bu dağlar bizim o dağlar hepimizin tüm dünyanın bırakın silahları dostça oturalım işte aşk edelim meşk edelim yanımıza gelene sopayla yaklaşmayalım istiyorum ya bi gün o sopa kızıma doğrulursa ben insan öldürmek istemiyorum nefes almak istiyorum nefes almama birileri engel olursa bende onun nefesini keserim doğam böyle.”