• 152 syf.
    ·9/10
    #kırmızıbisiklet , #aşkaveda ve en önemlisi #yarimhaziran kitaplarını okuduktan sonra sevmiştim #candündar’ı . Şiirleri ondan dinlemek bir farklı gelmiştir hep bana, bi “aşk bir maniadır” demesi var ki, anlatamam... #yağmurdansonra kitabını da aldım haliyle, bir baktım ve şaşırdım. Bu #kitap eski makalelerinden oluşuyordu. Bence eskide kalması gereken, ait olduğu dönemi çoktan geçen yazılardı ve günümüze taşımaya gerek yoktu.. Ama ilk sayfalarda gördüm ki; yazarımızda aynı düşünceler içerisindeymiş. Merak ettim o zaman neden kitap haline getirdi diye. Kitapta 1994-1995-1996 yıllarına ait yazarımızın kaleminden #gazetemakaleleri var, o yılları görenler bilirler (benim çocukluk yıllarım) televizyon her şeydi. Televizyonda yayınlananlar üzerine alınırdı kararlar, onlara göre oluşurdu duygu ve tepkiler. Can abimizde hep onlara yönelik makaleler yazmış, keşke o dönem okusaydık. Gece kuşu Okan, Kardak olayı, Siyaset Meydanı, Güner Ümit.. Bunlar hep benim hatıralarımdı, gözümde canlandı hepsi. Ama daha da önemlisi #medyanınetkisi .. Evet medyanın bizi yönlendirme çabasında olduğunu şu günlerde anlıyoruz. Malum #sosyalmedya , #medya derken az da olsa biliçlendik. Can Dündar bize bu eserinde o geçtiğimiz yıllarda nasıl yönlendirildiğimizi, nasıl fikir sahibi olduğumuzu ve hatta nasıl uyutulduğumuzu anlatmış. Hemde kısa kısa makalelerle, kolay okunulan, her makale sonrası düşünmeye o yılları hatırlamaya zaman veren bir şekilde anlatmış. Medya kendi çıkarları doğrultusunda fikirlerimize yön vermiş ve malesef hala da yön vermeye devam ediyor.
  • “Aşk, bağlılık ya da tutku gibi sözcükler bir aşk öyküleri silsilesi içinde, başkalarının kullanımıyla biriken anlam katmanlarıyla ağırlığını yitirmişti.”
  • ÇOK HOŞUMA GİTTİ
    Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı.

    Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu.

    Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını farketti.

    Üzerinde -Babama- yazıyordu. Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu... okudu:

    Sevgili Baba;

    Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum.

    Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim.

    Gerçek tutku ve aşkı ben jale ile buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam…

    Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı küpeleri, derisine işlettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve tabi benden çok büyük olmasıda bir sorundu.

    Fakat benim için bunlar değildi gerçek tutku ve gerçek aşk…

    Baba jale hamile!
    Jale’nin dediğine göre çok mutlu olacağız.

    Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış yetecek kadarda yakacağı var.

    Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor.

    Jale benim gözlerimi esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez.

    Esrar yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu sayede ihtiyacımız olan kokoin ve ekstaziye ulaşacağız.

    Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin çaresi bulunsun ve Jale sağlığına kavuşsun diye…..

    O kesinlikle iyileşmeyi hakediyor.

    Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine bakabilirim..

    Eminim birgün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını tanıyacak,seveceksin Oğlun…..

    NOT: Baba yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil.

    Ben Mehmet’lerdeyim.

    Sadece sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim.
  • Susan," diye yalvardı Strathmore, onu tutarak. "Açıklayabilirim."
    Susan kendini çekip ayırmaya çalıştı.
    Komutan daha sıkı tuttu.
    Susan çığlık atmayı denedi ama hiç sesi çıkmadı. Kaçmayı denedi ama güçlü eller onu geriye doğru çekerek gitmesine engel oldu.
    "Seni seviyorum," dedi ses fısıldayarak. "Seni hep sevdim."
    Susan'ın midesi bulandı.
    "Benimle kal."
    Susan'ın aklından tüyler ürpertici sahneler geçti büyük bir hızla -David'in parlak yeşil gözleri, o gözlerin ağır ağır, son kez kapanışı; Greg Hale'in, halının üzerine kanlar sızan cesedi; Phil Chartrukian'ın, jeneratörlerin üzerindeki yanmış, paramparça olmuş vücudu.
    "Bu acı geçecek," dedi ses. "Yeniden aşık olacaksın."
    Susan hiçbir şey duymuyordu.
    "Benimle kal," diye yalvardı ses. "Yaralarını iyileştireceğim."
    Susan mücadele etti, çaresizdi.
  • 462 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Muhteşem bir kitap okudum.Türk filmi tadında ve bir o kadar da tutkulu bir hikâye.Bunlar birleşince de insanın içini yakıp kavuran bir roman ortaya çıkmış.Bu yüzden yazarımız Side May 'a çok teşekkür ederim.Emeğinize,yüreğinize sağlık Gelelim özetimize:

    Zehra torunuyla aynı evde yaşamaktadır.Eşi öldüğünden beri de torunu Nergis'in okuması için didinip durmuş,eşinin Nergis daha bebekken beşikkertiği yaptığı oğlanla da büyük mücadele vermektedir.Beşikkertiğini bozmuştur ama bu oğlan laf söz dinlemeden Nergis'i rahatsız etmektedir.Son yaptığı da artık çileden çıkarmıştır.Bunun üzerine muhtara yardım istemek için gider.Derdini anlatır ama orda Zehra'nın bilmediği bir göz de takiptedir.Bu gözlerin sahibi Zehra'nın sevdiği Hasan amcadır.Geçmişte birbirlerini çok sevmişler.Aileleri birbirine düşman olmasına rağmen gizliden gizliye aşklarını yaşamışlar ama tam kaçacakları zaman Zehra onunla ailesini bırakıp kaçacak kadar sevmediğini söyleyip gitmemiştir.Tabi Hasan bunu duyunca yıkılır ve terk eder köyü,daha da gelmez.Tabiiii uzaktan uzağa köye bir sürü yardımda bulunur.Derken Hasan amcada işin içine girer,bu oğlanın babasıyla görüşürler ama ailenin her biri birbirinden beterdir.Bunun üzerine Hasan amca tüm acısına rağmen Zehra'nın yanına gider ve aklındakini Zehra'ya söyler.Aklındaki ise köye birlikte geldiği asker torunu Asaf Selim ile kağıt üzerinde evliliktir.Okulu bitip üniversiteyi kazanana kadar evli kalırsa kimsenin rahatsız etmeyeceğini söyler.Tabi bunu torununa söyleyip ikna etme aşamasına geçtiğinde torunundan büyük tepki alır ama ertesi gün kabul eder torunu.Neyse evlenirler ve Nergis biraz olsun rahat nefes alır.Okulu biter,üniversiteyi kazanır.Okulda yemekhanede yemeklerle alakalı bir sorun çıkar ve eylem yaparlar.Ele başları Tufan ve Nergis tabiki.Tufan Nergis'e aşıktır.Nergis'de aynı duyguları besler.Neyse polisler gelir alır bunları ve nezarethaneye koyarlar.Polisler Selim'i arar ve karısının durumunu anlatır.Uzun zamandan sonra karakolda karısını görünce küçük dilini yutacak hale gelir.O bakımsız kız gitmiş,alımlı mı alımlı ve zayıflamış bir kız gelir.Neyse bunun üzerine Selim tüm kontrolü eline alır.Kıza kötü davranır falan derken Selim'in bir ihale sonucu bozuştuğu bir mafya ile başı derde girer ve tehdit edilir.Selim bundan Korkmaz tabi ama sevdiklerine zarar verir diye Nergis'i kendi yanına evine alır.Bu birlikte yaşama durumunda birbirlerine baya baya yakınlaşırlar fakat Selim bir türlü kendine itiraf edemez.Sürekli Nergis'i kırar.Tam 3 sefer Nergis evden gider.Tabi bu aralarda bir sürü önemli olay olur oralar sizde canlar Son olarak Selim'in eski ama hala burnunu sokan sevgilisi Azra eve gelir ve birtakım şeyler söyler.Nergis bunun üzerine evi terk eder ve daha da dönmez.Selim bu durur mu? Neyse böyle olaylar olup biterken Van'da Selim'in şirketi yakınlarında bir patlama olur ve Nergis bunu görünce gerisini hiç düşünmeden bir şey yapar.Sonra da ağlaya ağlaya Selim'i arar durur.En son şirketine gider.Selim de Nergis'in bu düşünmeden yaptığı şey kulağına gelince olmak istediği yerin Nergis olduğunu anlar ve onu arar.Sonunda şirketin önünde karşılaşırlar ve öyle bir sarılırlar ki ne kadar orda öyle durdular anlayamazlar.Sonunda aşklarını itiraf ederler ve aradan geçen zamanda ise Nergis hamiledir.Çok mutludurlar.Tabii Nergis avukat olmuştur ve Selim'de bazı konularda onu ikna etme çabalarına başlamıştır.Sonunda da aldığı bir dava nedeniyle davanın uzayacağını söyler çekine çekine ama bu haber zaten önceden Selim'e telefon aracılığıyla davalıların taraf olduğu kişiler tarafından ulaştırılmıştır.Selim'de bildiğini söyleyince kıkırdamalar eşliğinde birbirlerine sarılırlar ve aşk sözcükleriyle kitapta biteeeeer.Ama tabiki olaylar bu kadar mı hayır.O aşkı,tutkuyu ve başka aksiyonlu olayları okumadan bilemeyeceksiniz
  • 597 syf.
    ·8/10
    Uyanış ~ Kaçış ~ Kurtuluş
    Seri Yorumu

    Uyanış serisi benim sevdiğim ve çok çabuk okuduğum bir seriydi. Konusu fantastik ve biraz içerisinde aşk (her kitapta olduğu kadar. Yani tamamen bunun üzerine yazılı bir kitap değil.) geçen bir kitaptı. İçeriği merak uyandırıcı olduğundan çok kolay okunuyordu.

    Bir kızımız var. İsmi Em. Em bir gün uyandığında kendini bir tabutta bulur. Tabutta bağlı sekilde olan Em tabuttan çıkmaya çalışır. Tabuttan çıkan Em, bir odada olduğunu fark eder. Ve kendisininki gibi odada başka tabutlar olduğunu görür. Em kendisine dair birçok şeyi hatırlamaz. Tek hatırladığı şey bugün onun on ikinci yaş günü olduğudur..

    Macera, aksiyon bir çok seyin olduğu bir kitaptı. Seriyi çok sevdim ama o baş karakteri... Gerçekten çok sinir bozucu biriydi. Sürekli lider oluşunu vurgulaması ve sürekli onun istediği seylerin olması gerçekten beni sinirlendirdi. Yani çok fazla detey vermek istemiyorum Spoiler olmasın diye ama baş karakterimiz gerçekten çok gıcık biriydi ve hiç sevmedim. Ilk kitap çok merak uyandırıcıydı. Karakterlerimiz kendilerine ve yaşamlarına dair birçok seyi hatırlamıyor ve bu şekilde olaylar ilerliyordu. Sonu çok merak uyandırıcı bir şekilde bittiği için ikinci kitabı okumak istiyor insan. Ikinci kitabın ilk yüz- yüz elli sayfası bana biraz sıkıcı geldi. Bi olay olsun artık dedim. Aynı şekilde üçüncü kitapta da öyle oldu. Başları pek sarmadı. Ama her iki kitapta da ilerleyen kısımları gayet akıcıydı ve çabucak okuttu kendini. Serinin sonunun böyle olmasını gerçekten hiç ama hiç istemezdim. Gerçekten o kadar sayfa sonunda, bunca yaşanan olaydan sonra böyle bir son mu? Sonu bence hiç iyi değildi.

    Genel olarak kitapların yazımını ve konusunu beğendim. Olayların işleniş biçimini falan beğendim. Akıcı ve çabuk okunan bir kitaplardı. Serinin sonunu hiç beğenmedim. Ve kitaptaki hiçbir kız karakterini sevemedim. Özellikle bas karakterimizi. Onun dışında ise erkek karakterlerin hepsini çok sevdim sebepsizce. Sevdiğim ve önerebileceğim bir seri oldu. Okumanızı tavsiye ederim.
  • 475 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Uyanış ~ Kaçış ~ Kurtuluş
    Seri Yorumu

    Uyanış serisi benim sevdiğim ve çok çabuk okuduğum bir seriydi. Konusu fantastik ve biraz içerisinde aşk (her kitapta olduğu kadar. Yani tamamen bunun üzerine yazılı bir kitap değil.) geçen bir kitaptı. İçeriği merak uyandırıcı olduğundan çok kolay okunuyordu.

    Bir kızımız var. İsmi Em. Em bir gün uyandığında kendini bir tabutta bulur. Tabutta bağlı sekilde olan Em tabuttan çıkmaya çalışır. Tabuttan çıkan Em, bir odada olduğunu fark eder. Ve kendisininki gibi odada başka tabutlar olduğunu görür. Em kendisine dair birçok şeyi hatırlamaz. Tek hatırladığı şey bugün onun on ikinci yaş günü olduğudur..

    Macera, aksiyon bir çok seyin olduğu bir kitaptı. Seriyi çok sevdim ama o baş karakteri... Gerçekten çok sinir bozucu biriydi. Sürekli lider oluşunu vurgulaması ve sürekli onun istediği seylerin olması gerçekten beni sinirlendirdi. Yani çok fazla detey vermek istemiyorum Spoiler olmasın diye ama baş karakterimiz gerçekten çok gıcık biriydi ve hiç sevmedim. Ilk kitap çok merak uyandırıcıydı. Karakterlerimiz kendilerine ve yaşamlarına dair birçok seyi hatırlamıyor ve bu şekilde olaylar ilerliyordu. Sonu çok merak uyandırıcı bir şekilde bittiği için ikinci kitabı okumak istiyor insan. Ikinci kitabın ilk yüz- yüz elli sayfası bana biraz sıkıcı geldi. Bi olay olsun artık dedim. Aynı şekilde üçüncü kitapta da öyle oldu. Başları pek sarmadı. Ama her iki kitapta da ilerleyen kısımları gayet akıcıydı ve çabucak okuttu kendini. Serinin sonunun böyle olmasını gerçekten hiç ama hiç istemezdim. Gerçekten o kadar sayfa sonunda, bunca yaşanan olaydan sonra böyle bir son mu? Sonu bence hiç iyi değildi.

    Genel olarak kitapların yazımını ve konusunu beğendim. Olayların işleniş biçimini falan beğendim. Akıcı ve çabuk okunan bir kitaplardı. Serinin sonunu hiç beğenmedim. Ve kitaptaki hiçbir kız karakterini sevemedim. Özellikle bas karakterimizi. Onun dışında ise erkek karakterlerin hepsini çok sevdim sebepsizce. Sevdiğim ve önerebileceğim bir seri oldu. Okumanızı tavsiye ederim.