olmamasına razıyım. oluyormuş gibi olmasın yeter. elinizden geleni yapdıkdan sonra , hala da olmuyorsa , o zaman ayağınızdan geleni yapın: gitmek gibi mesela. dayanılmaz olan aslında yaşam değil, insanlarmış. " pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim.. güzel bir dilekti, belki düzgünce dileseydim.. benim yalnızlığım insanlarla dolu.. bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksama anı. en iyiyi ararken, iyiyi kaybediyorsunuz. "sein" sözcüğü almancada iki anlama gelir:"var olmak" ve "onun olmak." dışarıya kapanmak esasen içeriye açılmaktır. huzur mu istiyorsun? az eşya, az insan.. kendine bir engel arayarak vaktini boşa harcama. belki de hiç engel yoktur "kör bir kuş gibi. nerede sert bir duvar var oraya çarpıyorsun."
Duygular üzerine..
Cıvıl cıvıl bir manzara fotoğrafına hemen bir yaz şarkısı, gece manzarasına hüzünlü bir aşk şarkısı... Köy hatıralarına bir köy ezgisi… Özel günlere en özel besteler özenle seçilir. Cidden böyle mi oluyor durumlar? Baktığımız tüm güzelliklerde sadece mutluluğu mu görüyoruz; anı o anda, tek bir duyguyla yaşayabiliyormuyuz sahiden? En son ne zaman cıvıl cıvıl bir yaz gününde dibine kadar çaresizliği yaşadık? Sahi, çok da uzak değil sanki. O zaman neden sadece bir duyguyu yaşıyor gibi davranıyoruz çoğu zaman, bizi tek bir moda göre yaşamaya zorlayan ne bu hayatta? Ben acının içinde mutluluğu göremez miyim ya da mutluluğun içindeki hüznü? İlla tek bir duygu mu yaşamak zorundayım, birçok duyguyu aynı anda yaşayamaz mıyım? Neden kalıplara koyuyoruz kendimizi? Neden anlatamayacağımızı bildiğimiz anları tek bir duyguya sığdırmaya çalışarak paylaşıyoruz; bizi buna iten ne? Çok dertliyken niye acının dibini vuran şarkılar dinliyoruz mesela? Niye içimizi açacak, umut aşılayacak şeylere yönelmiyoruz? Niye itidale değil de ifrata yöneliyoruz? Çünkü kaçıyoruz; zor olandan kaçıyoruz. İtidale yönelmek; acıyı yok saymadan onunla yüzleşmeyi, onu sakinlikle göğüsleyip içinden geçmeyi gerektirir. Bu büyük bir irade ve emek ister. Oysa ifrat (yani acının dibine vurup o melankolide kaybolmak) ya da tefrit (duyguyu tamamen yok sayıp sahte bir neşeyle örtmek) çok daha kolaydır. Acı çekerken bizi daha da dibe çeken o şarkıları dinlemek, aslında o acının içinde uyuşmayı seçmektir. Eşiği geçmek, yani o acıyı olgunlukla yaşayıp dönüştürmek zor geldiği için, kendimizi o bildik, tanıdık acı döngüsünün içine hapsediyoruz. Acı çekmek bile, umut edip hayal kırıklığına uğrama riskini almaktan daha güvenli geliyor ruhumuza bazen. Tefrit kolayımıza geliyor. Oysa o eşiği bir geçsek kolaylaşacak olan
Duygu ve Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yok şiirin iklimi Gök bozuk bir gri topluyor Üzerine alınmayan yarın Çalıntı çayın deminde yüzüyor. Kalemi kırık şairler Ne dese yetmiyor, eksik sözcükleri. Giyotin kuruyor erkenden gece Sıra yıldızlarda yakamozlu denizde Hayalinde zaman şimdiden ay kırpıyor… Ali İhsan Konuklu
Karıncalar ordusu ve Hz Ömer Evet ben bir katilim duygularımı öldürdüm Angel Angel Öncelikle Allah Tealanın selam bereketi hepimizin üzerine olsun değerli 1000 k üyelerinden angel evet ben bir katilim diyerek bize duygularımızı öldürmemiz gerek diyerek bazı duyguların öldürülmesi gerektiğini bildiriyor sevgili peygamberim buyuruyor Allaha ve ahirete imanı olan bir ananın evladına olan muhabbeti gibi muhabbet etsin evet kalbimizden yaşatıp büyütmemiz gereken en büyük histir muhabbet ahiret kardeşliği Allah Tealaya imanı olan peygamberimizin buyurduğu gibi kardeştir aynı acıyı çeker hissedersek gerçek kardeş oluruz kardeşliği duygu ortaklığını engelleyen ne varsa nefistendir eğitilmeyen nefsin ölmesi elbet güzeldir ezginin günlüğü şarkıda şunu der İner şafağın alacasında Karıncalar ordusu şehre evet bir karınca olabilmek karıncalar kadar tonlarca yük taşımak ne ibretli hadisedir tonlarca yük taşıyan Hz. Ömer (r.a.) da müslüman olmadan önce şafağı göremiyordu öfke ile yola çıktı işte onu karıncalığa eriştiren hicret menziline ulaştıran Taha suresinin mürşitliği idi Taha Suresi gibi gerçekten o kadar ibretli pek çok ayet vardırki bizi Hz Ömer gibi nefsani duygulardan arındırır adalet önderi bir ömer haline getirebilir Kuraan ile karıncalar ordusuna katılabiliriz Kir nasıl temizlenir İnsan dokunduğu her şeyi kirletmiştir bugüne kadar Kinyas ve kayra-Hakan Günday Merve ͜͜͡͡✯Merve ͜͜͡͡✯ 1000k ailesinin saygıdeğer üyesi Merve hanım ve hepinize selamlar saygılar olsun saygıdeğer hanım efendi insan dokunduğu her şeyi kirletmiştir diyerek müşrik ve münafıkların özelliklerini belirtir Peygamberimize uymak ona biat etmek insana pek çok şey öğretirken aynı zamanda bize fetih ve hidayet kapısını açacaktır kirden arınabilmek için ya ebu talib olacağız yada tam bir
Din
"Bir kuşun kanadına yüklenen umut, bazen bir ormanın kaderini değiştirebilir." Kuzguncuk ve dostları, efsanevi Yırtıcı Canavar'ın gölgesinde başlayan ölümcül bir yolculuğun tam ortasında, hayal ile hayal kırıklığı, cesaret ile korku arasında sıkışmış bir göçün hikâyesini yaşıyor. Her kanat çırpışı bir mücadele, her durak bir sınav. Bu öykü; inançlarını yitirmemek için savaşan kuşların, dostlukları, kayıpları ve vazgeçmemeyi seçmeleri üzerine yazılmış yürek burkan bir destan. "Kuş Cenneti"ne varmak, sadece bir menzil değil, hak edilmiş bir huzurdur. Sadece doğaya değil, insan ruhuna da ayna tutan bu masalsı hikâye; küçük bir saka kuşunun, büyük bir göçü nasıl yönettiğini, merhametin nasıl bir silaha dönüşebileceğini ve kötülüğe rağmen iyiliği seçmenin ne denli onurlu bir yol olduğunu anlatıyor.
İstanbul üzerine
ressamın renk renk yaptığı gizemli bir tablosun sen, İstanbul, manayı da, maddeyi de, nuru da, zulmeti de ara hep onda bul kara sevdalı aşık olur senin sen gibi güzellerini gören her kul. Cemal Süreya aşk, Orhan Veli avarelik şiirleri yazar sende İstanbul Yahya Kemal', Namık Kemal'i, Nabi ve Nef'iyi hep orada bul. Güzellerin elif endamında bir uzun servidir, ey güzel İstanbul. dostlarla in, boğaziçine bebekte bir bardak çayla mutluluğu bul. gözüm kapalı bir yari bir de seni hayal ediyorum ey istanbul çınaraltında dostlarımla edebiyat üzerine sohbet ediyoruz İstanbul. boğaziçinle o kadar değerlisin, pahanı ölçemez ne ne para ne de pul. bir yiğit senin uğruna bir çağ açıp bir bir çağ kapatıyor ey İstanbul . erişilmez bir yar gibisin, sana kavuşmayı hayal eder bu divane kul. KK