9/10
·110 syf.··
2026 16. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:52
Tuğba Saydam 'ın Çiçek İzleri romanı, ilk bakışta bir aşk hikâyesi gibi görünse de okurunu giderek derinleşen katmanlar arasında dolaştıran, hafıza, kimlik, sanat ve aidiyet üzerine kurulu bir anlatı sunuyor. Romanın en dikkat çekici yönü ise kuşkusuz "kitap içinde kitap" tekniğini yalnızca bir kurgu oyunu olarak değil, anlatının temel taşı olarak kullanması. Hikâye, elindeki tek miras olan Hayallerin Peşinde adlı romanı bir edebiyat öğretmenine teslim eden ve ardından ortadan kaybolan gizemli bir karakterle başlıyor. Bu noktadan sonra okur, yalnızca bir karakterin izini sürmüyor; aynı zamanda onun yazdığı metnin içine girerek ikinci bir anlatı dünyasına adım atıyor. Böylece roman, sürekli olarak "gerçek olan nedir, kurgu olan nedir?" sorusunu canlı tutmayı başarıyor. Romanın en güçlü taraflarından biri psikolojik derinliği. Tuğba Saydam , karakterlerinin iç dünyalarını yüzeysel duygularla değil; çelişkileri, korkuları, takıntıları ve yalnızlıklarıyla birlikte ele alıyor. Özellikle erkek anlatıcının ruhsal çözümlemeleri son derece inandırıcı. Karakterin aşkla, kayıpla ve kendi benliğiyle mücadelesi okura yapay değil, yaşanmışlık hissi veriyor. Eserin bir diğer önemli katmanı göçmenlik teması. Bulgaristan göçmeni bir ailenin yaşadıkları, tarihsel bir olaydan çok insani bir deneyim olarak aktarılıyor. Bir çocuğun gözünden anlatılan aidiyet kaybı, yabancılaşma ve köklerinden koparılma duygusu romanın duygusal yükünü artırıyor. Bu bölümlerde Saydam'ın, bireysel hikâyeler üzerinden toplumsal hafızaya ulaşmayı başardığı görülüyor. Roman boyunca sanat da önemli bir anlatı unsuru hâline geliyor. Paris sokakları, müzeler ve sanat eserleri yalnızca dekor görevi görmüyor; karakterlerin dönüşümüne eşlik eden birer anlatı aracına dönüşüyor. Tuğba Saydam , sanatçı ile eser
Edebiyat
Çiçek İzleriTuğba Saydam · Metinlerarası Kitap · 202611 okunma
Örümceğin Ağıdı Kitap Yorumum
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:29
Bazen insanı düşmanları değil, en çok sevdikleri yaralar." ‎ ‎ ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎ ‎Ben geldim ve bugün sizlere hem kendisiyle hem de kalemiyle ilk kez tanıştığım, elimden bırakamayıp tek günde bitirdiğim Zeynep İzem'in Örümceğin Ağıdı kitabı ile geldim. ‎ ‎Dünya, yıllardır üç abisinin zoruyla İngiltere'de yaşamaktadır. Her ne kadar ülkesine dönmek istese de abileri buna kesinlikle izin vermez ve yaptığı her girişim başarısızlıkla sonuçlanır. Ancak bu kez kararlıdır çünkü büyük abisi Kayahan evlenmektedir ve Dünya daha gelin adayını bile tanımıyordur. Üstelik abisi, düğüne gelmesine de kesin bir dille karşı çıkmıştır. ‎ ‎Ama Dünya pes edecek biri değildir. Arkadaşının kimliğini alarak gizlice Türkiye'ye gelir ve abilerinin aklına bile gelmeyeceğini düşündüğü en güvenli yerde, yani onların en büyük düşmanının otelinde kalmaya başlar. ‎ ‎İşte tam bu noktada Eymir Ümit Valen ile yolları kesişiyor. İkili arasındaki atışmalar, Dünya'nın kılık değiştirmiş hâli ve Eymir'in ona karşı giderek artan ilgisi okumayı inanılmaz keyifli hâle getiriyor. ‎ ‎Dünya, düğün öncesi abisini uzaktan da olsa görmek isterken aynı gün yakalanıyor ve abileri onun düşmanlarının otelinde kaldığını da öğreniyor. Ayrılmadan önce Eymir'in adamlarından Oflaz, koluna numarasını yazıyor ve yardıma ihtiyacı olursa aramasını söylüyor. (İşte tam burada Oflaz'a içten içe bayıldım diyebilirim. ) ‎ ‎Eve dönen Dünya ise çok ağır gerçeklerle yüzleşiyor. Ortanca abisi artık evde yaşamıyordur, ona ait tüm eşyalar ise müstakbel yengesi tarafından evden attırılmıştır. Yaşanan tartışmalar, kırgınlıklar ve kavgalar onları düğün gününe kadar getiriyor. ‎ ‎Fakat asıl olaylar düğünde başlıyor. Dünya, yengesinin aslında bir hain olduğunu ve düşmanları tarafından Kayahan'ı öldürmek için aralarına sokulduğunu
Örümceğin AğıdıZeynep İzem · Martı Yayınları · 202646 okunma
Reklam
8/10
·392 syf.··
2026 30. kitabı
İnsanoğlu , yaratılandır ama içinde hep birşeyler yaratma isteği ile yaşar.Bir eser ortaya çıkarma, bir şey keşfetme , bilimsel bir buluş ortaya koyma, hastalıkları iyileştirme vb. gibi şeyler hep bu arzu ile mümkün olmuştur. Bu kitaptaki bilimsel araştırmanın temelinde ise mantarlar var. Zehirli mantarlar olduğunu hepimiz biliriz.Peki mantarların; dehb ,alzheimer gibi hastalıklar için ilaç üretmede bilimsel deneylere tabi tutulabileceğini hatta ölüme karşı bir silah olarak kullanabileceğini hiç düşündünüz mü?Yazarımız çok güzel düşünmüş.Ve bunu en karanlık haliyle biz okuyuculara aktarmış. Psikolojik gerilim türünde olan kitapta; yüksek lisans öğrencisi Sdyney Denik sevdiklerini kaybetmesi üzerine biraz uzaklaşmak ve babannesini ondan alan Alzheimer hastalığı hakkında araştırma yapmak amacıyla burs kazandığı Ünlü Madrona Vakfına gider.Vancouver Adasında yer alan bu araştırma merkezi hiç de masum değildir.Bunu zamanla anlayan Sdyney ; hem insanlığa hem hayvanlara zarar veren bilimsel deneylerin içinde bulur kendini.Yaşananlar tüyler ürperticidir. Sdyney ; eğitimin ilk günü ortadan kaybolan öğrenciyi tek gören kişidir.Duvarların ardında gölgeler gezinir, yazın ortasında kar yağar , ölü hayvanlar canlanır, ağaçta asılı olan boynu kırık genç kızı ondan başkası görmez.Herkes ona özel özel biri olduğunu söyler.Tüm bunlar Sdyney 'in beyninde oluşan halisinasyonlardan mı kaynaklanır yoksa Madrona Vakfı'ndan mı başlarda bilinmez. Gördükleri gerçek ise kötü olan kimdir ?Vakıf mı yoksa tüm kötülüklere zekası yeten insanoğlu mu ? Bu korku ve gerilimin ortasında hikayeye renk katan bir aşk da yer alır.Başlarda maddi boyutta olan bu aşkın kitabın sonuna yaklaştıkça ne kadar derin ve duygusal olduğu ortaya çıkacak.İşte o zaman Wes ve Syd aşkı sizi daha çok ssracak. Bir korku-
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202567 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 166. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
"ÖZGÜRLEŞEN GÖKYÜZÜ" "Adı Zahra'ydı. Sandık açıldığında ilk gördüğüm şey sadece onun gözleriydi; yaşayan tüm canlılarınkinden daha büyük, devasa altın küreler, bir yırtıcının öldürücü bakışıyla üzerime dikilmişti. O yuvasından koparılmış, bir yaşında bir yavru kuştu; şimdiden ölümcül ve devasaydı. Bense on sekiz yaşında, minyon, yaralı, aşırı kaygılı bir kadındım. Ter ellerimi, ağır deri iş eldivenleri ve kararmış bir pullu yelek içindeki vücudumu kaplamıştı. Daha ilk günden ölen rokh terbiyecileri olurdu. Başıma gelse, yerimi başka bir çırak alırdı." Rokh kuşları avlarını uzaklara taşımazdı ama annem bunu bilmiyordu. Çocuk yaşta bir mantikor saldırısında annesini ve kardeşini kaybeden Ester'in hikâyesi, klasik bir intikam destanı gibi başlasada yazar, bu tanıdık motifin üzerine öyle derin duygusal katmanlar ekliyor ki, kitap bitip de gökyüzüne baktığımızda kanat seslerini duyuyoruz âdeta. Bir mantikorun annesini ve küçük kardeşini öldürmesiyle Ester'in ailesi parçalanır. Geriye babasının acı dolu sessizliği ve ailesini elinden alan canavarları öldürmeye yönelik güçlü bir arzudan başka bir şey kalmaz. Saldırıdan sağ kurtulan Ester, yıllar sonra mantikorlarla mücadele eden seçkin Rokh terbiyecileri arasına katılınca Zahra adlı güçlü bir Rokh kuşuyla eşleşmesi, hayatının dönüm noktası olur. Başlangıçta eğitim zorlu. Çünkü bu sadece bir kuşu terbiye etme meselesi değil; Ester kendi içindeki vahşi yaratıkla da yüzleşiyor. Öfkesi, korkusu, acısı, içinde yeşeren bitmek bilmeyen intikamıı... Tüm bunları Zahra'ya aktarmadan, onunla gerçek bir bağ kurmayı öğrenmesi ise zaman alıyor. Etkileyici olan şey ise: Ester, Zahra'yı kontrol etmeyi değil, onunla dans etmeyi öğreniyor. İmparatorluğun büyük mantikor avına seçildiğinde, Ester artık farklı biridir. Arkadaşları Darius ve
Edebiyat
Özgürleşen GökyüzüFonda Lee · Eksik Parça Yayınları · 20265 okunma
Puan vermedi
Oblomov, ilk bakışta tembellik üzerine yazılmış bir roman gibi görünse de aslında insanın hayat karşısındaki kararsızlığını, alışkanlıklarının esiri oluşunu ve hayallerle gerçekler arasındaki uçurumu anlatan çok güçlü bir eserdir. Romanın yazarı Ivan Gonçarov, yalnızca bir karakter yaratmaz; aynı zamanda bir dönemin ruhunu da gözler önüne serer. Romanın başkahramanı İlya İlyiç Oblomov, günlerinin büyük bölümünü yatağında geçiren, sürekli planlar kuran ama bunları hayata geçirmeyen bir aristokrattır. Yapılması gereken işleri bilir, hatta çoğu zaman doğru olanı da görür; fakat harekete geçmek konusunda büyük bir isteksizlik içindedir. Bu nedenle Oblomov yalnızca bir karakter değil, zamanla bir kavrama dönüşmüştür. Rusçada "Oblomovluk" denilen durum, insanın düşüncelerle yaşayıp eyleme geçememesini ifade eder. Kitabı okurken insan zaman zaman Oblomov'a kızıyor. Çünkü önünde fırsatlar var, onu seven insanlar var, hayatını değiştirebilecek imkânlar var. Buna rağmen sürekli erteliyor, bekliyor ve oyalanıyor. Fakat roman ilerledikçe ona kızmaktan çok acımaya başlıyorsunuz. Çünkü aslında Oblomov kötü biri değil; aksine dürüst, temiz kalpli ve kimseye zarar vermeyen bir insan. Onun asıl sorunu, yaşamın akışına katılacak enerjiyi ve iradeyi kendinde bulamaması. Romandaki en dikkat çekici karakterlerden biri de Oblomov'un arkadaşı Andrey Stolz'dur. Stolz çalışkanlığı, hareketliliği ve hayata bağlılığı temsil eder. Oblomov ise durağanlığı ve pasifliği temsil eder. Yazar bu iki karakter üzerinden iki farklı yaşam anlayışını karşı karşıya getirir. Bir tarafta sürekli üreten ve ilerleyen insan, diğer tarafta huzur arayan ama bu huzuru giderek atalete dönüştüren insan vardır. Romanın duygusal yönünü ise Oblomov ile Olga Sergeyevna arasındaki ilişki oluşturur. Olga, Oblomov'un
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Samed Behrengi Sevgi Masalı Kitap İncelemesi
Puan vermedi
--- Samet Behrengi – Sevgi Masalı | Kitap Eleştirisi Herkese merhabalar! Okuduğum kitapları eleştirip önerdiğim serimizde bugün Samet Behrengi'nin "Sevgi Masalı" adlı kitabı ile karşınızdayım. Kitap Hakkında Samet Behrengi'nin Sevgi Masalı kitabı ilk bakışta çocuklar için yazılmış sıradan bir masal gibi görünse de aslında her yaştan insana hitap eden önemli mesajlar içeriyor. Kitapta sevgi, bencillik, alçak gönüllülük ve insan ilişkileri gibi temalar işleniyor. Yazar, masal dilini kullanarak okuyucularına güçlü bir mesaj vermeyi amaçlamış. Kitabın Güçlü Yönleri Sevginin Dönüştürücü Gücü Kitabı bitirdiğinizde hissedeceğiniz en güçlü mesajlardan biri şudur: “Sevgi, bir insanı değiştirebilir; en bencil insanı bile…” Masal İçinde Masal Tekniği Masal içinde masal tekniği anlatımı daha ilgi çekici hâle getiriyor. Güçlü Temalar Bencillik ve kibir insanı yalnızlaştırır teması güçlü bir şekilde verilmiş. Dil ve Anlatım Dil sade olduğu için her yaş grubundan okuyucu rahatça anlayabilir. Kitabın Eleştirilebilecek Yönleri Karakterlerin Yüzeysel Kalması
Sevgi MasalıSamed Behrengi · Can Çocuk Yayınları · 20233,020 okunma
Reklam
Reklam