Şimdi burada,bu can sıkıcı kalede, sık sık geçmişi hatırlıyor, kaderin bana çizdiği yoldan neden gitmediğimi soruyorum kendi kendime; o yolda durgun sevinçler ve iç huzuru bekliyordu beni. Yok hayır! Öyle bir hayata katlanamazdım ben! Ben, bir korsan kadırgasının güvertesinde doğmuş büyümüş bir denizci gibiyim. Denizci ruhu fırtınalara ve savaşlara alışıktır, kıyıya atılınca ,gölgelik onu ne kadar çekerse çeksin, güneş ne kadar dinlendirirse dinlendirsin canı sıkılır ,içi ezilir. Bütün gün boyunca kumsalda dolaşır, dalgaların tekdüze mırıltısına kulak verir,sisli ufukları kolaçan eder. Acaba mavi denizi boz bulutlardan ayıran o soluk çizgide,önceleri martı kanadı gibi duran ama sonra, yavaş yavaş dalgaların köpüklerinden sıyrılarak usulca ıssız rıhtıma yanaşmaya çalışan o özlenen yelkenli belirecek midir?