Zeynep Nur Topal

Zeynep Nur Topal
@zenuto
Pamuk Prenses Ölmeli
Puan vermedi·488 syf.··
2024 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2024 07:21
Çok fazla karakter var, son 150 sayfaya kadar aynı olaylar ısıtılıp ısıtılıp önünüze koyuluyorken birden olay karmaşasının içine düşüyorsunuz. Bir noktadan sonra neyi kim yaptı takip edemez oldum. 500 sayfa ama önemli ve merak uyandırıcı olayların üzerine düşülse 300 sayfayı geçmez diyebiliriz. Netflixteki sıradan bir polisiye filmini izliyor gibi hissettim. Polisiye romanlarında polislerin özel hayatı, asıl olayla ilgisi yoksa çok üzerinde durulan şeyler değildir. Bu genelde filmlerde yapılır ki süre uzasın. Kitapta böyle şeyler okumak hoşuma gitmiyor. Son sayfalarda ana kahramanın bundan sonra ne yapacağı yerine bir polisin evinin satılıp satılmayacağını, bir diğerinin de hayatına hangi kadınla devam edeceğini okuyoruz mesela. Spoiler sayılabilir bu kısım- beni aşırı rahatsız eden bir diğer şey ise Tobi ile Amelie arasındaki çekimin sürekli vurgulanması. Okurken lütfen bir de bunların aşkı çıkmasın diye yalvardım resmen. Yahu kız 17 adam 27 yaşında??? 27 yaşındaki adamın 17 yaşındaki kızı öpmek istemesini okuttun bize??? Cidden güzel başlamıştı, son 150 sayfaya kadar katili epey merak etmiştim. Ama bir noktadan sonra öyle sarpa sardı ki olaylar. Bu bir polisiye kitabı, şaşırmamız ve yazarın bunu sindirmemiz için biraz beklemesi gerekir. Fakat durmaksızın yeni şeyler öğreniyoruz. Katil açığa çıkıyor, buna odaklanmaktansa yeni yeni dolandırıcılık olayları okuyoruz. Bu kitabı ben yazsam şöyle yapardım dediğim çok yer oldu. Güzel bir polisiye arıyorsanız tavsiye etmem. 500 sayfa okumaya değer değil gibi.
1000Kitap
Pamuk Prenses ÖlmeliNele Neuhaus · Pegasus Yayıncılık · 2016162 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şeytanın Çırağı Yorumu
7/10
·128 syf.··
2023 2. kitabı
Japon klasiklerine epeydir başlamak istiyordum ve bunu da çok sevdiğim polisiye türüyle yapmak istedim. Öncelikle bu diğer çoğu yoruma nazaran biraz negatif bir yorum olacak… bunu söylemek istedim çünkü okumayı düşünüyorsanız büyük beklentilere girip sonradan hayal kırıklığına uğramanızı istemem. Polisiye maceram küçükken Sherlock ile başlamıştı. Dört kitaplık seriyi hemen bitirmiştim, o zamandan beri biliyorum ki bu tür hep en sevdiklerim arasında olacak. Tess Gerritsen, Grange, Dan Brown ve nicesini okudum ve okumaya devam ediyorum. Artık beni şaşırtacak bir polisiyenin gerçekten çok düşünülmüş olması gerekir sanırım. Ve yaptığım hata da bilmem kaç yıl önce yazılmış bir kitaptan olağan üstü şeyler beklemekti. Yazarın dili muhteşemdi, olay örgüsü sona kadar çok sürükleyici ve merak uyandırıcıydı. Karakterler benzersiz ve tasvirleri de aynı şekildeydi. Fakat sona gelince bunların hiçbir anlamı kalmamış gibiydi. İki öykü de en bitmemesi gereken ve en basit şekilde sonlandırılmıştı bana göre. Dediğim gibi belki de benim hatam çok şey beklememdi. Belki de o zamanlarda bu sıra dışı bir son kabul edilebilirdi fakat şu an ne yazık ki öyle düşünemiyorum. Kafamda binbir farklı son oluşturdum iki öykü için de. O güzel anlatım, o farklı karakterler çok daha güzel bir sonu hak ediyordu. Ama yine de başlangıç için doğru kitabı seçtiğimi düşünüyorum çünkü kitap sonunu getirmeden bırakmıyor sizi. Siz diğer öyküyü de yarın okurum diyemeden bir bakmışsınız o da bitmiş. Japon klasiklerine Yeşil Bambu ile devam edicem.
Şeytanın ÇırağıŞiro Hamao · İthaki Yayınları · 20249,8bin okunma
Jane Eyre İncelemesi ve Anne Shirley Cuthbert Hakkında
10/10
·664 syf.··
2023 1. kitabı
Anne Shirley Cuthbert ve Jane Eyre, benim çağımdan çok önce yaşasalar da bugün aynı düşünce ve hislere sahip olduğum iki güçlü kadın karakter. Bu iki kadını okurken kaç kere ‘keşke tanışabilsek, tanışsak eminim en iyi arkadaşlar- Anne’in deyimiyle kindred sprits- olurduk’ demişimdir bilmiyorum. Öyle özgür ruhlular ki yaşadıkları dönemin şartları aklınıza gelmiyor bile. Oysa o dönemde kadınlar aşağı görülür ve belli bir kalıba sokulurdu. Onlarsa her gün duydukları binbir azarı boşverip tek bir çiçek dalından mutlu olacak hayal gücüne sahip. Bu yüzden her kadının bu iki karakteri okumasını şiddetle tavsiye ediyorum. Eminim size çok şey öğretecekler, dünyaya bakışınızı değiştirecekler. Hatta onlarda kendinizi bulacaksınız. Kitaba gelince… muhteşemdi. Konuyu geçiyorum yalnızca mekan tasvirleri bile inanılmaz güzeldi. Öyle ki Charlotte Bronte sizi kitabın başından alıyor, Thornfield’a, şöminenin karşısına koyuyor ve neredeyse gelen sıcaklığı hissediyorsunuz. Bence Rochester da en az Jane kadar çağının dışında bir adam. Şayet ona dayatılan hiçbir şeyi kabul etmiyor, aşkının önüne engel koyulmasına izin vermiyor. Beni rahatsız eden bir şey varsa o da Rochester’ın Jane’i -asla yapmayacağını biliyor olsak da- şiddetle tehdit etmesiydi. O kısımlarda ondan biraz uzaklaştığımı söyleyebilirim ama aşkını öyle güzel tarif ediyordu ki sonlara doğru ben bile yelkenleri suya indirdim. Jane’in iradesini tebrik ediyorum. Çok gururlu bir kız, ona yapılan onca şeye rağmen öz saygısını hiç kaybetmemiş. Bu da kesinlikle ilham vericiydi. Başlı başına bu kitap bir ilham kaynağı kesinlikle. Okumanızı ve okurken yanınızda kalem bulundurmanızı tavsiye ediyorum, altını çizeceğiniz çok şey var. Bu atmosferi çok sevdiğimi fark ettim, bu doğrultuda yeni hedeflerim Küçük Kadınlar, Emma, Gurur ve Ön
Anne With An E
Jane EyreCharlotte Brontë · Koridor Yayıncılık · 202042,3bin okunma