Çok fazla karakter var, son 150 sayfaya kadar aynı olaylar ısıtılıp ısıtılıp önünüze koyuluyorken birden olay karmaşasının içine düşüyorsunuz. Bir noktadan sonra neyi kim yaptı takip edemez oldum. 500 sayfa ama önemli ve merak uyandırıcı olayların üzerine düşülse 300 sayfayı geçmez diyebiliriz. Netflixteki sıradan bir polisiye filmini izliyor gibi hissettim. Polisiye romanlarında polislerin özel hayatı, asıl olayla ilgisi yoksa çok üzerinde durulan şeyler değildir. Bu genelde filmlerde yapılır ki süre uzasın. Kitapta böyle şeyler okumak hoşuma gitmiyor. Son sayfalarda ana kahramanın bundan sonra ne yapacağı yerine bir polisin evinin satılıp satılmayacağını, bir diğerinin de hayatına hangi kadınla devam edeceğini okuyoruz mesela. Spoiler sayılabilir bu kısım- beni aşırı rahatsız eden bir diğer şey ise Tobi ile Amelie arasındaki çekimin sürekli vurgulanması. Okurken lütfen bir de bunların aşkı çıkmasın diye yalvardım resmen. Yahu kız 17 adam 27 yaşında??? 27 yaşındaki adamın 17 yaşındaki kızı öpmek istemesini okuttun bize??? Cidden güzel başlamıştı, son 150 sayfaya kadar katili epey merak etmiştim. Ama bir noktadan sonra öyle sarpa sardı ki olaylar. Bu bir polisiye kitabı, şaşırmamız ve yazarın bunu sindirmemiz için biraz beklemesi gerekir. Fakat durmaksızın yeni şeyler öğreniyoruz. Katil açığa çıkıyor, buna odaklanmaktansa yeni yeni dolandırıcılık olayları okuyoruz. Bu kitabı ben yazsam şöyle yapardım dediğim çok yer oldu. Güzel bir polisiye arıyorsanız tavsiye etmem. 500 sayfa okumaya değer değil gibi.