Şimdilik önümdeki işlere bakarak hepsini gücüm yettiğince tek tek hallederim. Bir adım, bir adım daha ilerleyerek kendimi odaklarını. Fakat bunu yaparken aynı zamanda mümkün olduğunca uzun menzilli düşünüp, mümkün olduğunca uzaklardaki manzarayı görmeye çalışırım.
Zaten yaşam sıkıntılı olduğu için o sıkıntının üstesinden gelmeyi beklenti haline getiriyoruz ve gerçekten yaşadığımızı hissedebiliyoruz. Bir tecrübenin değeri başarı, sayılar, sıralama gibi sabit şeylerle ölçülmez; önemli olan bir eylemin içinde akışkan bir kavrayışa (elbette her şey yolunda giderse) ulaşmaktır.
Ben, hem bendim hem de ben değildim. Böyle bir hisse kapıldım. Sakin, kendine özgü bir ruh haliydi bu. Bilinç, artık pek de önemi olan bir şey değildi. Öyle düşündüm. Elbette roman yazarı olduğumdan işimi yaparken bilinç, oldukça önemli bir unsur haline gelir. Bilincin olmadığı yerde öznel öyküler doğmaz. Yine de öyle düşünmeden edemiyordum. Bilinç denilen şeyin artık pek de bir önemi yoktu.
Beden çökünce, (olasılıkla) ruh da istikametini kaybediverir. Bunu çok iyi biliyorum. Fakat bu noktayı, yani enerjimin zehir karşısında gerileyip yenilmeye başladığı noktayı, biraz olsun ötelere taşımak niyetindeyim. Bu, roman yazarı olarak benim hedeflediğim şeydir.