"Allah'ım, bize, günahlardan alıkoyacak kadar korku (haşyet) ver. Bizi cennetine ulaştıracak kadar taat (ve ibadet) nasip et. Dünya sıkıntılarını hafif görecek kadar kavrayış (ve iman) ver. Allah'ım, bizi hayatta bıraktığın müddetçe kulak, göz ve derman (güç) nimetlerinden mahrum etme. (Bunların ürünlerini) bizden sonrakilere (istifade edecekleri) bir miras kıl. Bize zulmedenlerden intikamımızı sen al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize sen yardım et. Bizi dinimizde (imanımızda) musibete uğratma, dünyayı en büyük düşüncemiz ve ilmimizin gayesi kılma. Bize acımayanları başımıza musallat etme (ya Rabbi!), buyurmuştur."
Resûlullah sâllâllahualeyhivesellem şöyle demiştir: "Bir kimse mecliste oturup uzun uzadıya boş şeyler konuşur; ancak oradan ayrılmadan önce, "Allah'ım, seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih eder ve sana hamdederim. Senden başka ilâh olmadığına şehadet ederim. Senden beni bağışlamanı diler ve sana tövbe ederim." anlamına gelen "Sübhanekâllâhümme ve bihamdike, eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, estağfiruke ve etübü ileyke" duasını okursa o mecliste yaptığı hataları bağışlanır."