Zerda Aladağ

Hüseyin'in gelişi koğuşta bir değişiklik yaratmıştı yaratmasına Selim'i de yeni düşüncelere yöneltmişti nasıl oluyordu da 3 kişiyi öldürüp iki akrabasında yaraladıktan sonra rahat rahat uyuyor, şakalar yapıyor türkü söylüyor ve hayattan zevk alabiliyordu soru işareti öldürdüğü insanlar hiç düşlerine girmiyor muydu? Hiçbir suç işlememiş insanlar olarak kendileri uyuyamaz sen bu adam nasıl böyle rahat ve vicdanı çok temiz gibi derin uykulara dalabiliyor du, nasıl bu şakaları yapabiliyordu? En ufak bir üzüntüsü yoktu sanki yaralı kalanlarla alay ediyordu. Bunlar Selim'i belki de aşırı olabilecek bir genellemeye götürdü nokta katil Hüseyin gibi, başlarındaki diktatör ya da işkenceciler gibi yarattıkları insandan ayıran şey empati duygularının olmamasıydı hiç kimsenin acısını hiç bir insanın hatta hiçbir canlının derdini hissedemiyorlardı. bu da onları bir zulüm makinesine çeviriyordu. Her şeyin başı da empati sonu da empati diye düşündü bizim başımızı derde sokan da bu değil mi. Ama eğer sen de empati varsa olmasın diyemezsin varsa var yoksa yok ödeyeceğin her bedeli göze almak zorundasın.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bazı insanların diğerlerinden ayrılıp özel olarak inşa edilmiş, dışarı çıkma imkanı olmayan binalara kitlenmesi ne zaman başlamıştır acaba ilk olarak Kim kime uygulamıştı? Bu düşünceler zihninde sürekli dolaşırdı iktidar ve ceza aynı anda mı oluşmuştu? Kabil'i öldüren Kabil hapsedilmiş miydi? Tanrı hapishaneyi yaratmış mıydı o zaman? Elma yemek mi daha büyük bir suçtu kardeşini öldürmek mi? Tanrı insan soyunun zalimlik eğilimini gördükten sonra onları cennetten atsa daha mantıklı bir hikaye olmaz mıydı?
İnsan kendini eleştirebilir, üzülebilir yenilmiş hissedebilir ama kendine acımak.... Hayır, bu olmamalı insan kendine acımamalı... Güçlü olmalı
"Yeniden kitap okumaya, sessizliğe görülmeye başladım ve bunun anlamını bir tek ben biliyordum ve beni çok iyi tanıyan bir yabancı "
Kendimi Tamamlamak İçin Sessiz bir yankı var içimde, Adını koyamadığım, bir bekleyiş. Onunla konuşmak, Eksik kalmış bir cümlenin tamamlanışı gibi, Yarım kalmış bir şarkının son notası. O, benim geçmişimin bir parçası, Neşeli, canlı, umut dolu benle olan bağım. Ve o bağ, kopmadı hâlâ, İçimde gizli bir yerde, Kırık bir aynada yansıyan eski ben. Bilirim, tamamlanmak yalnızca ondan değil, Kendi içimde bir yolculuktur aslında. Ama o konuşma, Rüzgarın bıraktığı yaprakları toplamaktır, Kendime doğru attığım ilk adım. Hazırım artık, Korkmadan, çekinmeden, O adımı atmaya… Çünkü yalnız değilim, Ve bu yolculukta, Kendimle barışmak istiyorum.