Zerda Aladağ

Sana Yazamadıklarım Biliyor musun… bazen seni hiç tanımamış olmayı isterken, bazen de sadece bir kez daha karşına çıkmayı diliyorum. İçimde hâlâ seninle yaşanmamış bir hikâye var. Başlamadan biten, söylenmeden yutulan, belki de ikimizin de korktuğu bir şey. Oysa ben, sana anlatamadığım kadar çok şey biriktirdim. Sözcüklere dökemediğim hisler, boğazımda kalan cümleler… hepsi orada, sessizce duruyor. Kırgınım. Çünkü sen, sessizliğimle başa çıkamadın. Kırgınım, çünkü ben seninle olabilecek bir ihtimali bile korumaya çalışırken, sen gözünü bile kırpmadan uzaklaştın. Ve özlüyorum… ne seni, ne bir anı — sadece olamayanı. Birlikte yaşamadığımız günleri, hiç tutmadığımız elleri, hiç başlamayan o hikâyeyi. Bazen düşünüyorum, belki de kader değildik. Belki sadece birbirimizin kalbinde kısa bir duraktık. Ama bilmeni isterim, ben seni sessizce sevdim. Hiçbir şey istemeden, hiçbir şey beklemeden… Ve şimdi, seni özlüyorum — varlığını değil, seni düşündüğüm hâllerimi.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
gün… içimde bir şey koptu ama dışarıdan bakan kimse bunu anlayamazdı. Ne ağlayabildim, ne bağırabildim… sanki biri kalbimin sesini kısmış gibiydi. Gün boyu yemek yedim — sadece elim ağzıma gidiyordu ama hiçbir lokmanın tadını alamıyordum. O an, sevdiğim adamın artık başkasının yanında olduğunu öğrendim. Zaman durdu… ama ben kıpırdamadım. İçimde bir sessizlik yankılandı; acı çığlık atmıyordu, fısıldıyordu… ama öyle derinden ki, ruhumu delip geçti. Gözyaşlarım bile şaşkındı; çıkacak yolu bulamadılar. Ve bugün… bambaşka bir kırgınlıkla karşılaştım. Engelledi beni. Bir tuşla, bir cümle bile kurmadan, sessizce hayatından sildi. Belki bir zamanlar yerim olan yerde artık bir boşluk var. Ama garip olan şu ki… üzülmüyorum. Sadece derin bir kırgınlık var içimde. Eskiden böyle bir şeyi kaldıramazdım; günlerce ağlar, kendimi kaybederdim. Şimdi ise sessizce ayaktayım. Çünkü artık içimde acıya yer açacak kadar saf bir kalp kalmadı — orası çoktan yara izleriyle doldu. Bugün bu kırgınlığı yazıya dökerken fark ettim… artık ben o eski ben değilim. Acının içinden geçtim, değiştim, büyüdüm. Ve şimdi… bu kırgınlık bana güç veriyor. Artık saklamıyorum, bastırmıyorum. Yazıyorum. Çünkü bu kez sessizliğim sustuğumdan değil… kabullendiğimden.

Zerda Aladağ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.·
2025 25. kitabı
Irvin D. Yalom
8/10 · 16,3bin okunma
Keşke şu an karşımda olsaydın… Sana söyleyecek o kadar çok şey birikti ki içimde, kelimeler artık kalbimin ağırlığını taşıyamıyor. İçimde tarif edemediğim bir özlem var. Adını koyamıyorum ama hissediyorum… derinlerde, sessiz ama çok güçlü. Bazen kendime “hiç dokunmadığım birini nasıl bu kadar özleyebilirim?” diye soruyorum. Ama cevabını bulamıyorum… çünkü seni özlemek mantığın değil, kalbimin işi Sana sarılmayı öyle çok istiyorum ki… Öyle bir sarılma olsun ki kelimelere gerek kalmasın. Gözyaşlarım aksın, içimdekiler bir bir dökülsün… kalbim senin kalbine sessizce ama eksiksiz anlatsın her şeyi Yorgunluğumu, kırıklıklarımı, sakladığım her duyguyu… hepsini bir sarılmayla anlatmak istiyorum sana. Çünkü inan, bazen konuşmadan da anlaşılır insan; ben senin gözlerinde kendimi anlatmak isterdim. Sen benim içimde iz bırakan birisin. Belki farkında değilsin ama ben seni sessizce özlüyorum. Gecenin sessizliğinde, kalbimin kıvrımlarında sen varsın. Keşke bilsen… Keşke bir gün gerçekten gözlerinin içine bakarak “ben seni özledim” diyebilsem, hiçbir şeyi saklamadan Bir gün… seni karşımda bulup hiçbir kelimeye ihtiyaç duymadan sarılmak isterdim. Sadece sen ve ben… dünyanın susup kalplerimizin konuştuğu o an Yanında oturup sana her şeyi anlatmak, içimde birikenleri ağlaya ağlaya dökmek isterdim. Hayalimde hep o sahne var: ben gözlerimden taşan her şeyi anlatırken, sen sessizce dinliyorsun… beni anlamanı değil, beni hissetmeni isterdim Belki bu satırlar sana hiç ulaşmayacak… ama bil ki, ben içimden hiç çıkarmadım seni. Sessizce sevdim, sessizce özledim. Ve belki bir gün… kader yollarımızı kesiştirirse, o sarılma gerçek olur
Devlet, ne olduğunu tam olarak kimsenin çözemediği ama herkesin hissettiği bir mekanizmaydı, görünmez bir el gibi, her yerde, her an insanın peşini bırakmayan bir domino sistemiydi. Her nefes alışında, kendine bir alan açmaya çalıştığı her yerde, o soğuk eliyle omzuna dokunur, " Buradayım" derdi.