"yüreğime, bedenime, tuhaf bir ağırlık çökmüştü; bacaklarım tutmaz olmuştu. Tüm dünyanın ağırlığından daha ağır bir duyguydu bu . Üstünde duracağıma altında bir yerlerde gömülüydüm sanki gökyüzünün rengi değişmiş Toprak gibi Kara olmuştu. ve olanca ağırlığıyla üstüme çöküyordu. Bu duyguyu yıllar önce de tatmıştım beni sevmeyen birine aşık olmuştum kendimi reddedilmiş hissediyordum beni terk eden yalnızca o koca dünyadaki milyonlarca insandan yalnızca biri değildi bütün canlıları ve nesneleri de koca dünyanın kendisiydi."
"kitaplardan bu kadar nefret edilmesinin ve korkulmasının sebebini şimdi anlıyor musun? Onlar hayatın yüzündeki gözenekleri gösterir. Rahatına düşkün insanlar bal mumundan aya benzeyen, gözeneksiz tüysüz ifadesiz yüzler ister yalnızca. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki çiçekler bereketli topraklarda , iyi yağmurlarla büyümek yerine çiçeklerden beslenerek yaşamaya çalışıyor"
"uyuşmuş haldeyim diye düşündü yüzümdeki uyuşukluk ne zaman başladı? Vücudumdaki ? Karanlıktaki o hap şişesini, mayın misali tekmelediğim gece .uyuşukluk geçecek diye düşündü. Zaman alacak ama başaracağım bir yerlerde birileri bana eski yüzümü, eski hallerimi eskiden oldukları haliyle verecek gülümsemen bile eski bitkin gülümsemen bile gitti onsuz kaybolmuş haldeyim "
"Bir arkadaşlığın tam olarak hangi anda kurulduğunu bilemeyiz. Nasıl bir kap Damla Damla dolarken, son bir damla kabı taşırıyorsa; aynı şekilde, bir dizi iyilik arasından en az biri kalbi doldurup taşırır. "