Öncelikle Kitabın kapağını çok beğendim.Konu çeşitliliği çok fazla, ölüm ve yalnızlık konusu çok iyi işlenmiş. Türkiyenin, ülkenin sosyolojik sorunları, ekonomi, yalnızlık, sevda ağırlıklı olarak ele alınmış diyebilirim. Yazarın her hangi bir biçime bağlı olduğunu sanmıyorum. Yazar dolaylı anlatımı mecazi anlatımları ve bezetmeleri çok sık yapıyor.Dolayısıyla okurken şairin hayatı ve şiirlerindeki evreleri görmeniz mümkün. Okurken dış dünyadan kopuyor, kitabın dünyasına giriyor ve kitap bitene kadar o dünyadan çıkamıyorsunuz. Çoğu sevdiğim cümlesini hatta şiirin kendisini sizlerle paylaştım zaten, detaylı okumak isteyen sevgili kitapsever arkadaşlarım bakabilir,okuyabilir, fikrini belirtebilir.
Seni sevmeye malik olmanın tasasında
Gökyüzüne bakmak gibi alışkanlıklar edindim
Eli ekmek tutan en güzel çağlarımda
Emelsiz özlediğim ihtiyar bir İstanbul’da
Yazar bazı kavramlara kendince yeni soluk getirmiş farklı anlamlar yüklemiş. Mesela yalnızlık gitmek ve karanlıklar onun dünyasında sıkça dile getirilen ifadeleri ve bir o kadarda okurken anlaşılması güç mısraları var . Hemen anlamanız mümkün değil. Kitap yatağınızın baş ucunda duracak ve dönüp dönüp okuyacaksınız. Bana kalırsa bazı mısraları ne kadar okusak da ne ifade ettiğini bence yazara sormadan öğrenemeyeceğiz . Belki de yazar bilerek bizim takdirimize bırakıyordur bazı şeyleri. Derin anlamları olan ve bunu altın tepsi de sunan kalıpların dışına çıkıp sürekli şiirlerde kullanılan kalıp ifadelerden sıyrılmış bir yazar . Keyifle okumanız dileğiyle