Hâlâ emin değildim. İnsan bir başkasını yüzeysel olarak bile tanıyabilir mi? Ruhunun derinliklerinde nasıl birisin? Mary, duyuyor musun? İçeride kim var?
Tembel miyim, bir şeylere dahil olmayacak kadar tembel? Müthiş derecede durgun bir iyilik var bende, aslında tembellikten başka bir şey değil bu, dertten, karışıklıktan, çabadan kaçınma.
Çocukken bile Kutsal Cuma günü büyük bir kedere kapılırdım; çarmıha gerilmenin ıstırabı karşısında değil, çarmıha gerilenin kahredici yalnızlığını algıladığım için.
Uyumayı çok seviyor ve uyku ona kucak açıyor. Keşke bende de böyle olsaydı. Ben uyku ile boğuşuyorum; bir yandan da arıyorum uykuyu.
Aramızdaki farkın şu olduğunu düşündüm: Maryciğim sonsuza dek yaşayacağını biliyor, uykudan uyanıklığa geçiş kadar kolay bir biçimde fani hayattan bir başka hayata geçeceğini biliyor. Bu gerçeği tüm bedeninde hissediyor, öyle eksiksiz bir biçimde biliyor ki nefes almak gibi, durup düşünmesine gerek yok. Bu yüzden de uyumaya, dinlenmeye, varoluşunu kısa bir süreliğine askıya almaya vakti var.
Öte yandan ben, er ya da geç bir gün yaşamayı bırakacağımı kemiklerimde, iliklerimde hissediyorum ve bu yüzden uykuya karşı koyuyor, uykuya yalvarıyor, hatta uykuyu gelmesi için kandırmaya çalışıyorum. Benim uyku anım büyük bir azap, büyük bir ıstırap. Bunu biliyorum çünkü şu saniye o ezici darbeyi hissederek uyandım. Ve bir kere uykuya daldıktan sonra da çok yoğun saatler geçiriyorum.