İnsan budur işte. Onarılmış yanlarıyla, onaramadığı yanlarıyla insandır bu. En iyi onardığını düşündüğü yanlarının meğer hâlen en büyük yaraları olduğunu görmekle ve üstelik bu tabii hâline şaşırmakla da insandır bu.
Bazı şeylerin çözümünü psikolojik tahlillerle, felsefi yaklaşımlarla acaba kendimiz mi zorlaştırıyoruz? Yüzeysel bir tefekkürle çözülebilecek bir meseleyi kendimizi çeşitli derinliklere salarak acaba biz mi karmaşıklaştırıyoruz? Belki hayat düşündüğümüzden çok daha basittir.
Meyve ağacı bir sene meyve verir ama bakarsın ertesi sene, etrafındaki bütün koşullar benzer olmasına rağmen meyve vermeyebilir. Yağmurun yağması için bütün şartlar oluşmuşken bulutlar yağmur bırakmadan gidebilir. İnsanın duasına ve şükrüne her vakit vesile olması için yaşam böyle kurgulanmıştır. Böylece insanın o nimetlerden gaflet etmesi de engellenmiştir.
"Sen de şöyle dua et: Rabb'im! Gördüğüm, uğradığım musibetlere karşı lütfette şükredeyim. Geçip gidince de 'Neden şükretmedim?' diye beyhude yere hayıflanmayayım."
Mevlana Celaleddin-i RumiMesnevi Cilt 5