Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin talebesi Zübeyir Gündüzalp ağabeyden çok ibretlik bir mektup, yıllar öncesinden günümüze dikkatli okuyunca çok dersler ve düsturlar çıkarabileceğimiz bir yazı.
Değerli kardeşim!
İslamiyeti yıkabilmek için müşrikler ve kafirler bu asra kadar çok çalıştılar, halen de çalışıyorlar. Bundan evvelki asırlarda bu menfur gayelerini tahakkuk ettirebilmek için haçlı seferleri gibi maddi harplerle islamiyetin bayraktarlığını yapan Türk milletine müteaddid defalar taarruz ettiler. Her defasında da kahraman Türklerdeki iman ve islamiyet kuvveti karşısında mağlup ve muzmahil oldular. Nihayet maddi harblerle Türkleri mağlub edemeyeceklerini anlayan kafirler planlarını değiştirdiler. Müslümanlar arasında fitne, fesat, tefrika tohumu saçmak hainliğini yapmaya koyuldular.
İşte şimdi içinde bulunduğumuz şu zamanda dahi islam düşmanları bu mezkür planlarında muvaffak olabilmek için çalışıyorlar. Hocayı hocaya, müezzini müezzine, vaizi vaize, din hizmetçisini din hizmetçisine ezdirmeye kardeşi kardeşle çarpıştırmaya çabalıyorlar. Akla hayale gelmeyen şeytanlıklar, iblisane entrikalar çeviriyorlar.
Ehl-i imanın gözleriyle göremediği ancak neticesini gördüğü dinsizlerin çok planlarından birisi de şudur: Hoca hoca ile müezzin imamla, müftü vaizle, dine hizmet eden dine hizmet edenle kavgaya, münakaşaya tutuşur, birbiri aleyhinde söylentiler yayar. Bir taraf sükut etse aradakilere sükutu “konuşuyor, aleyhindedir gibi” bir takım şeyler uydurarak diğer münakaşacı ehl-i diyanete anlatır. Bu iftiralarla onu birkat daha tahrik eder.
Böyle bir hadise husule gelince “Bu münakaşaya, bu geçimsizliğe sebebiyet verenler bunu vücuda getirenler din düşmanlarıdır. Ehl-i hizmeti birbiriyle kavgaya düşürüp dini hizmeti baltalamak gayesinde muvaffak olmaya çalışan