Bütün sevinçlerin bedelini ödeyen, bütün zevklerin kefaretini çeken, bütün unuttuklarının hesabını vermek zorunda olan kimseler vardır. Tek bir mutluluk anı için bile borçlu kalmayacaklardır. Bir haz titreyişi binbir buruklukla taçlanıvermiştir onlar için; sanki feragatleri, dünyanın hayvani dengesini tehlikeye sokuyormuş gibi... Bir manzaranın ortasında mutlu mu oldular? Eli kulağında kederler içinde buna pişman olacaklardır. Tasarılarının ve düşlerinin içinde kibir mi duydular? Aşırı pozitif ıstıraplarla hizaya getirilerek, sanki bir ütopyadan uyanır gibi, çabucak kendilerine geleceklerdir.
…hep bekleriz; hayat da, cevher haline gelen bekleyiştir sadece. Ebediyen askıda kalmaktansa, tarafsız bir ilâh ya da kadavra durumuna indirgenmektense, her şeyi bekleriz - Hiçliği bile.
İnsanlar, “her şey geçer.” derler. Fakat bu dehşet verici bayağılığın menzilini kaç kişi kavrar? Kaç kişi hayattan kaçar, hayat için şarkı söyler ya da ona ağlar?