bir zeyna

bir zeyna
@zeynaruh
15 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
…Ama gene de en mutsuz anlarımda bile doğmasaydım, doğmasaydım üzülürdüm gibi geliyor, çünkü hiçyokluktan daha kötü hiçbir şey yok. Yeniden söyleyeyim, acıdan korkmuyorum. Hep acıyla doğarız bizimle büyür, zamanla alışırız; kol, bacak sahibi olmak kadar olağanlaşır acı çekmek. Aslında ölmekten bile korkmuyorum; çünkü insan ölürse demek doğmuş, demek ki hiçyokluktan sıyrılıp çıkmış. Gerçekten korktuğum şey hiçyokluk, olmamak, yanlışlıkla bile, bir rastlandı ya da bir başkasının dikkatsizliği sonucu bile olsa, hiç var olmamak.
Reklam
nasıl söküp atabilirim seni? yanlışlıkla ya da bir rastlantı sonucu olduysan oldun, bana ne? şimdi yaşadığımız dünyada bir rastlantı, belki de bir yanlışlık sonucu oluşmadı mı? kimileri der ki, başlangıçta hiçbir şey yokmuş, yalnızca engin bir duraklık, geniş, devimsiz bir sessizlik varmış, derken bir kıvılcım, bir yırtılma ve önceden olmayan birden var olmuş. ilk yırtılmayı çok geçmeden başkaları izlemiş: beklenmedik, insafsız, deli, gittikçe artan ve sonsuzluğa dek sürecek bir sonuçlara aldırmazlıkla… ve bu sonuçların arasından bir hücre tomurcuklarmış, o da bir rastlantı ya da bir yanlışlık sonucu ve bu tomurcuk anında milyonlarca, milyonlarca çoğalmış… ve çoğalmaya devam etmiş, ağaçlar, balıklar, insanlar oluşana dek… o hücre yaşamayı ister miydi, istemez miydi diye soran olmuş mu dersin? onun açlığını, üşümesini, mutsuzluğunu düşünen olmuş mu dersin? hiç sanmıyorum. öyle birisi vardıysa bile zamanın ve boşluğun ötesinde başlangıcın başlangıcı diyebileceğimiz bir tanrı belki, rahatlık, rahatsızlık üstüne kafa yormamıştır. Bütün olanlar oldu, çünkü olabilirdi, dolayısıyla olmak zorundaydı, geçerli tek küstahlığa uygun olarak. senin için de aynı şey geçerli! seçimin sorumluluğunu üstleniyorum.
Hiçbir bağ, zincir ya da demir parmaklık böylesine kesin bir kölelik içinde tutamaz seni, böylesine derin bir umursamazlığa sürükleyemez. Bu coşku adına kendini bir başkasına tümüyle vermekten kesinlikle kaçınmalısın; kendi kendini, haklarını onurunu dolayısıyla özgürlüğünü unutmak demek olur yoksa. Suyun içinde çırpınan köpek gibi karaya ulaşmaya çalışır durursun boş yere; adını sevmek ve sevilmek koydukları bu kıyı var olmadığından horlanır, küçümsenir, düş kırıklıklarına uğrarsın. Hiçbiri olmasa bile durup dururken neden suya atladığını sorarsın kendine sonunda; kendi kendinden hoşnutsuzluk, kendinde göremediğin bir şeyi bir başkasında bulma umudu mu? Yalnızlık, iç sıkıntısı, derin sessizlikler korkusu mu? Birine sahip olmak birine ait olmak gereksinmesi mi? Kimileri için bütün bunlar aşktır işte.
“Erkek doğsan da aynı ölçüde sevinirim, hatta belki daha çok, çünkü o zaman bir sürü aşağılanmadan, ezilmekten, kullanılmaktan kurtulmuş olursun. Söz gelimi erkek doğarsan karanlık bir sokakta ırzına geçilmesinden çekinmen gerekmeyecek.İlk bakışta kendini kabul ettirmek için güzel bir yüze, zekanı saklamak için biçimli bir gövdeye ihtiyaç duymayacaksın. Sevdiğin biriyle yattığın için hiç kimse ayıplamayacak seni, çok daha az yorulacaksın üstelik daha rahat savaşacaksın. Kınanmadan itaatsizlik edebileceksin. Gecenin birinde kuyuya düşüyormuşsun gibi bir duyguyla uyanmadan sevebilecek, sevişebileceksin.”
“Yaşam öylesine güç bir çaba ki çocuk, her gün yeniden başlayan bir savaş. Mutluluk anları ise acımasız bir bedelle ödenen kısacık ayraçlar.”
Reklam