nasıl söküp atabilirim seni? yanlışlıkla ya da bir rastlantı sonucu olduysan oldun, bana ne? şimdi yaşadığımız dünyada bir rastlantı, belki de bir yanlışlık sonucu oluşmadı mı? kimileri der ki, başlangıçta hiçbir şey yokmuş, yalnızca engin bir duraklık, geniş, devimsiz bir sessizlik varmış, derken bir kıvılcım, bir yırtılma ve önceden olmayan birden var olmuş. ilk yırtılmayı çok geçmeden başkaları izlemiş: beklenmedik, insafsız, deli, gittikçe artan ve sonsuzluğa dek sürecek bir sonuçlara aldırmazlıkla… ve bu sonuçların arasından bir hücre tomurcuklarmış, o da bir rastlantı ya da bir yanlışlık sonucu ve bu tomurcuk anında milyonlarca, milyonlarca çoğalmış… ve çoğalmaya devam etmiş, ağaçlar, balıklar, insanlar oluşana dek… o hücre yaşamayı ister miydi, istemez miydi diye soran olmuş mu dersin? onun açlığını, üşümesini, mutsuzluğunu düşünen olmuş mu dersin? hiç sanmıyorum. öyle birisi vardıysa bile zamanın ve boşluğun ötesinde başlangıcın başlangıcı diyebileceğimiz bir tanrı belki, rahatlık, rahatsızlık üstüne kafa yormamıştır. Bütün olanlar oldu, çünkü olabilirdi, dolayısıyla olmak zorundaydı, geçerli tek küstahlığa uygun olarak. senin için de aynı şey geçerli! seçimin sorumluluğunu üstleniyorum.