Herkes ara sıra kendini rol yapıyormuş gibi hisseder. İşin anahtarı yoluna devam etmen ve o anda alabileceğin en doğru kararı almandır. Hata yapmaktan korkma. Benim en çok öğrendiğim zamanlar, hata yaptığım ve hatalarımdan döndüğüm zamanlardır.
İnsan hafızasına güvenemezse, neyin gerçek olduğunu nasıl bilir? İki gerçeklik de eşit derecede sahici geliyorsa hangisine inanacağını nereden bilebilir?
Dostoyevski, bir kurtarıcı ve bir tanrı-arayıcı haline geldi. Kendi tanrısını, öteki yarı-uyanıklar ve hayalcilerden çok daha kesinlikle ve şiddetle hissetti. «Ben bir psikolog değil», bir «gerçekçiyim» demişti. Bunu söylerken, kendisini, çağımızın bütün sanatçılarından ve psikologlarından en kesin biçimde ayıran noktaya değinmişti. Dostoyevski, bizim yeterince bilmediğimiz ama kavramak istediğimiz o hakikî gerçeklikle, yani toplumun asıl temeli olan topluluk duygusu ile içten içe ilinti halindeydi. Kendisine «gerçekçi» demesi de bundan ötürüydü.