Asıl âmâ, bu dünyada gözünü kaybeden değil, asıl âmâ bu dünyada hakikatlere kör baka baka, ayetleri görmeye görmeye, kıyamet günü Allah’ın cemal-i bakemalinden mahrum kalandır.
Kalbe inen üç yol vardır. Kur’an da insanın kalbine bu üç yoldan iner. Birincisi dildir; Kur’an dilden kalbe tilavetle iner. İkincisi akıldır; kur’an akıldan kalbe tefekkürle iner, üçüncüsü de davranışlardır; Kur’an davranışlardan kalbe güzel ahlak ile iner. İşte bu üç yoldan kalpte biriken Kur’an insanı diri kılar, kâmil kılar, Bu sebeple Kur’an olmaksızın insan için bir mutluluk tasavvuru muhaldir. Kur’an’sız sürülmüş bir hayatın sonu kesinkes izmihaldir.
Sıcak bir yaz günü elindeki tek sermayesi, hızla eriyen buzlar olan bir buz satıcısıdır bu. Ağlayarak ve haykırarak şöyle der: “ Bütün sermayesi erimekte olan şu kişiye yardım edin de onu iflas etmekten kurtarın.” Tıpkı bu buz satıcısı gibi bizim de elimizde anbean erimektedir zaman. Elimizdeki en kıymetli ve belki de kıymetinden en çok gafil olduğumuz sermayedir zaman. Allah her anın kıymetini bilmeyi nasip eylesin..
İyi olmak için iyiyi düşünmek gerekir. Doğru olmak için doğrunun peşinden gitmek gerekir. Güzel olmak için güzeli teemmül etmek gerekir.
Mevlana Celaleddin Rûmî şöyle der:
Kardeşim, sen düşünceden ibaretsin
Geriye kalan, et ve kemiksin
Gül düşünür, gülistan olursun
Diken düşür, dikenlik olursun
Hayatınızı hangi kritere göre düzenlemek istiyorsunuz ?
Rehberiniz gül ve gülistan mı, yoksa diken ve dikenlik mi? Daha yalın bir şekilde soralım:
Gül mü olmak istiyorsun yoksa diken mi ?