öyle tütüyorsunuz ki gözümde Hamdolsun hasret çekiyorum. Eğer kavuşuyorsak, veya bu ihtimal varsa hasretimiz dünyadakinedir. Yüce şeyler iki türlü başlıyor. İlki dış şartlarla, adeta zaruretle, ikincisi içten, sen onu bilmeden. Birincisi ikinciye kapı açılması için bir fırsat.
Umutsuzluğun kapımıza gelmesi için az mı bekledik.
Umutsuzluk mu yoksa ince derin bir şikayet mi?
Yoksa
Faaliyet içinde geçen gece ve gündüzlerimizin bizi bıraktığı anlarda kalbimizi ele geçiren ve henüz mahiyetini anlamadığımız melal mi? Bir iki adım atmamak için nasıl da direniyoruz. Direndiğimiz şeylerin hangisi buna değerdi? Küçücük oluşlarda , hemen yakınımımızdaki selametlere koşacağımıza amansız gururumuza boyun eğip hazımsızlıklar içinde birdolu ufak sıkıntının altında ufalandık durduk. - ve umutsuzluğun kapımızdan ayrılmaması için az mı çabaladık.