"Kendine bak kendine; özüne, sözüne, benliğine. İlgilenme kimseyle, kim ne yemiş, ne giymiş bundan sanane. Sen kendini besle; bilgiyle, sevgiyle, şefkatle. Ancak o zaman ulaşırsın, insan olmanın erdemine."
Bazı kitaplar vardır mutlaka okunmalı diye ısrar ederiz. Bu böyle bir kitap bence, hem içerik hem dilin kullanılışı bakımından.
Okumayan varsa mutlaka okusun diyorum. Altı çizilecek çok cümle var bu kitapta. .
“Yaşam, şimdi ancak kavranılması ve anlaşılması gereken; oysa yaşanması gerçeğine inilmesi ilerideki yıllara atılan bir yabancı öge gibi önümüze getirilmiş. Coğrafya derslerine getirilen yerküre gibi. Kimse yaşadığımız mevsimin, günlerin ve gecelerin yaşamın kendisi olduğundan söz etmiyor. Her an belirtilen bir öğretiye, bizler hep hazırlanıyoruz. Neye?”
“İçimdeki kıpırdanışları dinliyorum. Bir şeylere açılmak, bir yerlere koşmak, dünyayı kavramak istiyorum. Dünyanın bize yaşatılandan, öğretilenden daha başka olduğunu seziyorum.”
Romanda ki bütün kadınların mutluluk anahtarı birbirinden farklıydı. Bu anahtar kimin de bir erkek, kiminde sadece para, kimin de ise hemcinsine duyduğu şaşırtıcı ama bir o kadar da kuvvetli aşk, bir diğerinde ölüme duyulan istek olarak kendini gösteriyordu.…(Belki de bu anahtarların hepsi ellerimde olsa mutlu olamayacaktım, bunu da yansıtmıştı Celelia bana. Mutluluk erişilemeyecek kadar yüksekteyse ancak kırpıntılarına razı olmam gerektiğini fısıldıyordu Paves ve Celelia) Yazar romanında ki bütün kadınlarla sanki kadınsı isteklerini ve kadınların melankolik dünyasına duyduğu gizli merakı tatmin ediyordu.Erkek egemen bir dünyada aslında kadının egemen olma çabasını sergiliyordu.
Yalnız Kadınlar Arasında her Pavese romanı gibi bir solukta okunuyor..Ve son satırlarda okuyucu Pavese’nin romanın ilk satırında bu son satırı hesapladığını sezinliyor.
Yalnız Kadınlar Arasında, dostlukların, başlamadan biten aşkların, umutsuzluğa dönüşen umutların ve büyük yalnızlıkların romanı.