Yalnız Kadınlar ArasındaCesare Pavese

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.443
Gösterim
Adı:
Yalnız Kadınlar Arasında
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
141
ISBN:
9789755108148
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tra Donne Sole
Çeviri:
Rekin Teksoy
Yayınevi:
Can Yayınları
İtalyan edebiyatında yenigerçekçilik akımının kurucusu sayılan Cesare Pavese, bu yapıtında kadınların dünyasına eğiliyor ve günlük gerçeklerin ötesine geçerek, insanı saran büyük yalnızlığın ve hüznün romanını yazıyor. Çocukluk yıllarını geçirdiği Torino'ya, bu kez bir iş kadını olarak dönen Clelia'nın resim sergilerinde, bohem çevrelerde karşılaşıp dostluk edeceği genç, orta yaşlı ve yaşlı kadınlar, erişemeyeceklerini bildikleri bir mutluluğun peşinde ömür tüketirler. Mutluluğun anahtarı kimisi için erkektir, kimisi için eşcinsellik, kimisi için para, kimisi için de ölümdür. Clelia'nın, bir otel odasında intihara giriştiğine tanık olduğu gencecik Rosetta ile kuracağı dostluk, Rosetta'yı yaşama bağlayabilecek midir? Sorunun yanıtını yine Torino'da, yine bir otel odasında 27 Ağustos 1950'de yaşamını kendi elleriyle noktalayan Cesare Pavese veriyor. "Yalnız Kadınlar Arasında", dostlukların, başlamadan biten aşkların, umutsuzluğa dönüşen umutların ve büyük yalnızlıkların romanı. Her Pavese romanı gibi bir çırpıda okunuyor ve okur ancak son satıra ulaştığında, Pavese'nin kırık dökük cümlelerle anlattığı öykünün gizlediği derinlikleri kavrıyor.
(Arka Kapak)
Roman başlangıcı beni çok etkiledi, Tezer Özlü'nün peşinden gittiği yazarlardan birinin kitabını okurken Tezer Özlü ile kıyaslamalarda yapmaya çalıştım. Başlangıç Tezer Özlü başlangıcı gibiydi, sonraları yalnız kadınların mutsuzlukları, umutsuzlukları, yaşama bakışları ile devam eden bol bol diyaloglarla geçti. Rosetta karakterinin otel odasında uyku hapı alarak intihar girişiminden kurtulması ve kitabın finalinde tekrar intihar girişimiyle ölmesi ve iki intihar girişimi arasında yaşama tutunması için arkadaşlarının çabaları kitabın içinde yer almaktadır. Erkek yazardan başarılı bir şekilde kadın karakterleri okuyoruz. Roman Torina'da yaşayan kadınların yalnızlıklarını dile getirirken intihar girişiminde bulunan Rosetta'dan da kesitler sunmaktadır. Okurken Torino sokaklarına ve revaklarına gittim, oralarda ben de sabah erken saatlerde, kitabın baş karakteri Clelia gibi dolaştım ve otel odasında kaldım. Arada bir de Clelia karakterinde Tezer Özlü'yü gördüm. Kitabı ilginç hale getiren ise 1950 yılında yazar bu romanı sayesinde İtalya'nın en prestijli Strega ödülünü alıyor ve zirve yaptığı böyle bir dönemde otel odasında 21 uyku hapı alarak intihar ediyor. Roman'da Rosetta karakterini nasıl öldürdüyse, kendi yaşamına da o şekilde son veriyor.
Elbette cesare pavese hayranlığım beklendiği üzere tezer özlü sayesinde oldu ve iyikide beni bu yazarla tanıştırdı. Bu ilgim ve sevgim sanırım intihar eden yazarlara olan hayranlığımdanda kaynaklanmakta. Çeşitli nedenlerle bu tür yazarların kelimelerinin bendeki etkisi diğer yazarlara kıyasla daha derinlere iniyor belkide bu pozitif bir ön yargının da sonucu olabilir. Maalesef kitapta intihar eden kızın kendi hayatından bir kesit olacağı sonradan aynı şekilde intihar etmesiyle anlaşılıyor. İyiki varsın Tezer iyiki varsın Pavese .

Benzer kitaplar

Belki bu yorumum İle bazılarını kızdırabilirim ancak kitap italyadaki aylak insanları anlatıyor aslında.partilerden ve eğlenceden başka hiçbir şeye sahip olmayan,para kazanmak zorunda kalmamış,aile paralarıyla geçinen insanlardan.buna rağmen hepsi nankör ve hayata karşı isteksiz.rossetta da bunlardan biri ve kitap Rosetta nın intihar girişimi sonucu İle başlıyor..kitapta kendimle bağdaştırabildiğüm hiçbir karakter yoktu ve bu beni zAten kitaptan uzaklaştırdı biraz.üstelik yazarım dili şade olmasına rağmen kitap benim için akıcı değildi.isterseniz okuyup şans verin ancak tavsiye etmem
Cleila’nın gözünden okudum kitabı. Böylece ilk Cesare Pavese kitabını da okumuş oldum. Tam olarak adını koyamadığım bir tutukluluk hali vardı sanki kitapta; tam olarak kendimi vermemi engelleyen bir pürüz. Tam olarak Cleila olamadım, sanki Pavese’den de izler taşıyordu; son derece normal değil miydi zaten yazarın kendinden bir şeyler katması? Ama bir bütünlük halinde değildi. Ruhsal çözümlemesini yapmak, ne istediğini bilebilmek için çok uğraştım Cleila’nın. Arada kalmıştı. Çocukken gittiği Torino ile bir işe sahip olarak döndüğü Torino arasında gidip geliyordu; tanınmak istemiyordu, insanlarla samimi olmak, arkadaşlık kurmak istemiyordu. İlgisini çeken intihar teşebbüsünde bulunmuş bir Rosetta vardı; anlamaya çalıştığı neden yaptığını. Yakın hissediyordu, sanırım bunda kendisinin de bu tür düşüncelere beyninde yer vermesinin de etkisi bulunuyordu. Sonra bir de Momina vardı benim kendimi yakın hissettiğim ve her şeyi anlamsız bulan ama bu anlamsızlıklara da eleştirel bakıp mizahi yaklaşabilen. Böyle kadınlar arasında yalnız kadınlar arasında gelişen bir kitaptı ve Rosetta’nın son intihar girişimiyle son bulan. Momina’nın dediği gibi bu sefer tam anlamıyla başarabilmişti, işini yarım bırakmamıştı.
Clelia, Rosetta ve Momina'nın kesişen yolları. Üç kadının dostluğu, çekişmeleri ve gerçekleri. Clelia'nın geçmişi ve geleceği arasında sıkışması. Roma ve Torino'yu karşılaştırması. Kaçınmak istediği ama aynı zamanda sığındığı geçmişi işlenmiştir. Hayatından bezmiş insanlar ve hayatın anlamını aramaları. Bunu ölümde, sanatta, alkolde, sevişmede, eşcinsellikte aramaları işlenmiştir..
Beğenmedim!
İçine alamayan, kafamı sürekli kendinden ayıran bir kitaba; bitirme takıntısı yaparak zamanımı çaldırdım. Suçlu benim. Yaşama Uğraşı nın niteliğini tüm eserlerine yayma gafletine düştüm.
Sıradakine sağlık diyerek kendime sarılıyorum.
Bazı tatlar vardır ya... Ağzınıza ilk attığınızda etkisini hissetmezsiniz ancak yuttuktan sonra orada bir şey kalır ve ancak o zaman beğendiğinizi hissedersiniz...
İşte kitap benim için böyle oldu. Kitabı okurken, sayfaları çevirirken çok fazla şey hissedemedim. Karakterlere ya da olaylara bağlanamadığımı düşündüm. Fakat kitap bittikten sonra uzun bir süre kitabı düşündüğümü ve kitabın derinde bana bir şeyler kazandırdığını fark ettim.
Kitap baş karakter üzerinden yabancılaşma, yaşama korkusu ve ön yargılar gibi sorunlara bir kadının ağzından samimi bir üslupla yaklaşıyor. Okurken bazı yerlerde kopukluk hissetsem de kitabın kapağını kapattıktan sonra o parçaların beni rahatsız etmediğini fark ettim. Çünkü verilmek istenen düşünce olaylardan daha baskın bir şekilde yer etti zihnimde. Son olarak yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve genel olarak beğendiğimi ve yazarın varsa deneme türünde yazılarını daha çok merak ettiğimi söyleyebilirim.
Ben pek bir şey bulamadım, daha doğrusu aradığımı bulamadım.
Pavese'ye nerden başlasam derken kütüphanede bu kitaba denk geldim. Çok doğru bir seçim değildi ya da Pavese bana göre değilmiş. İkisi de olabilir.

Hikayeye nerden nasıl girdiği belli olmayan karakterler var bu rahatsız edici geldi bana... Ana karakteri oldukça soğuk buldum, işin aslı iç dünyası anlatılıyorsa da ben kaçırmışım demek.
Yüzeyseldi bence...Gittik geldik yedik içtik o böyle dedi ama ben böyle dedim'den öte pek bir şey göremedim.

Hayal kırıklığıydı.Ha açılır ha düzelir diye diye çok zor bitti.

Bitince de e yani? diye kaldım öylece.
"Öyle yaşlı ki... Korkutuyor..."
''İşte bunun için tanımalısınız. Yaşlılardan korkarsanız yaşamaktan da korkarsınız."
Dünyanın nasıl olduğunu düşündüm. Hepimiz çalışmayacak duruma gelmek için çalışıyorduk, ama biri çalışmayacak olursa kızıyorduk ona.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yalnız Kadınlar Arasında
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
141
ISBN:
9789755108148
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tra Donne Sole
Çeviri:
Rekin Teksoy
Yayınevi:
Can Yayınları
İtalyan edebiyatında yenigerçekçilik akımının kurucusu sayılan Cesare Pavese, bu yapıtında kadınların dünyasına eğiliyor ve günlük gerçeklerin ötesine geçerek, insanı saran büyük yalnızlığın ve hüznün romanını yazıyor. Çocukluk yıllarını geçirdiği Torino'ya, bu kez bir iş kadını olarak dönen Clelia'nın resim sergilerinde, bohem çevrelerde karşılaşıp dostluk edeceği genç, orta yaşlı ve yaşlı kadınlar, erişemeyeceklerini bildikleri bir mutluluğun peşinde ömür tüketirler. Mutluluğun anahtarı kimisi için erkektir, kimisi için eşcinsellik, kimisi için para, kimisi için de ölümdür. Clelia'nın, bir otel odasında intihara giriştiğine tanık olduğu gencecik Rosetta ile kuracağı dostluk, Rosetta'yı yaşama bağlayabilecek midir? Sorunun yanıtını yine Torino'da, yine bir otel odasında 27 Ağustos 1950'de yaşamını kendi elleriyle noktalayan Cesare Pavese veriyor. "Yalnız Kadınlar Arasında", dostlukların, başlamadan biten aşkların, umutsuzluğa dönüşen umutların ve büyük yalnızlıkların romanı. Her Pavese romanı gibi bir çırpıda okunuyor ve okur ancak son satıra ulaştığında, Pavese'nin kırık dökük cümlelerle anlattığı öykünün gizlediği derinlikleri kavrıyor.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 121 okur

  • elif özbek
  • Uygar Atasoy
  • Mert Üreğen
  • Bilgehan Guler
  • Arzu Baygeldi
  • Merve YILMAZ
  • Yağmur Kaçer
  • Yasemin Buhar
  • Zeynep Ok
  • lefévre

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.6
14-17 Yaş
%1.6
18-24 Yaş
%21.3
25-34 Yaş
%39.3
35-44 Yaş
%26.2
45-54 Yaş
%6.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73
Erkek
%27

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.3 (2)
9
%10.5 (4)
8
%36.8 (14)
7
%26.3 (10)
6
%7.9 (3)
5
%7.9 (3)
4
%2.6 (1)
3
%0
2
%2.6 (1)
1
%0