Zeynep Sığıcık

Zeynep Sığıcık
@zeynepcekitap
6 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Baş intihar mühendisi olarak görev yaptığım Yaratıcı İntiharlar Departmanında sekreter olarak çalışan Burcu Hanım’la olan konuşmalarımız günaydınlardan öteye geçmiyor, bana bir yabancıymışım, otobüste gördüğü önemsiz yüzlerden biriymişim gibi davranıyordu.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Selim Bey, ilkokulda edindiği yarım yamalak Fransızcasıyla Buse Hanım’ı Fransız usulüyle öperken tuhaf bir yazı ve resmin araya girmesiyle uyandı. Karşısında biri uzun yakışıklı, biri kısa yakışıksız iki adam vardı. Sakalsız yüzleri, geleceğe dair umutsuz bakışları ve dökülmeye yüz tutmuş saçlarıyla bu adamlar ancak devlet memuru olabilirdi.
Tam bir güzeli öpecekken dişleri döküldü, tanrım ne oluyor diyemeden edebiyat hocası Güvenç Bey, “T’yi büyük yaz.” diyerek ensesine vurdu. Sanki üç gözü vardı da herkesi göründüğünden farklı, olmak istediği, olduğu ve olacağı halleriyle görüyordu. Ayın kaçıydı? “On sekiz.” diye bağırdı evlenmek isteyen komşu kızı. Uyanmış mıydı? Belki uyanmamışımdır diye patronu Gizem Hanım’ı öptü. “Ne oluyor Alper Bey?” Bey demeseydi aşık olacaktı, demek rüya değildi. Aklında yine eskilerden bir pişmanlık sahnesi: İlk aşkını öpeceği sırada süt dişlerinden biri ağzından fırlayıp kızın suratına yapışmıştı. “Misafir gelecek birazdan.” diye bağırdı anne, kalkıp yüzünü yıkadı. Çapak ve kirpiklerinin içinde akan hayallerini görür gibi olup annesinin lavaboya çamaşır suyu döktüğünü fark etti. Bugün düşler şahsi, gerçekler onur kırıcıydı.
Meğerse misafirler benim korkularım, çatal hayata bakış açım, zeytinse gerçekleşmeyen isteklerimmiş. Misafirin çocuğu da yalnızca misafirin çocuğuymuş. Peki ya Burcu? Reçetem kadınları anlamaya çalışmaktan vazgeçmekmiş. Hastaymışım ben, Burcu sendromu varmış bende.
10/10
·128 syf.·
Beğendi
·
2018 15. kitabı
Batıkan Köse
9.7/10 · 319 okunma